İngilizce DozumDefterim

En çok kullanılan 5000 kelime

En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 11

1001–1100. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.

1001–1100100 kelime · 12 uzman notu22 dk22 Ekim 2026
YouTube'da aç

Videodaki bölümler

Önce kendini dene

5 soru · bölümün tuzakları

Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.

Başlangıç testi1 / 5

Sence "Bunu bana açıkla." nasıl denir?

100 kelime

1001–1100 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle

1Kelime 1001–1010 · explain, worse10 kelime
  • effectiveifektiv
    #1001
    etkili · sıfat
    An effective method.Etkili yöntem.
  • explainikspleyn
    #1002
    açıklamak, anlatmak · fiil
    Let me explain.Açıklayayım.
    Uzman notuKişi sona gelir: explain this to me.
  • fullyfuli
    #1003
    tümüyle, tam olarak · zarf
    Fully charged.Tam şarjlı.
  • highlyhayli
    #1004
    son derece, çok · zarf
    Highly recommended.Son derece tavsiye edilir.
  • malemeyl
    #1005
    erkek (cinsiyet) · isim, sıfat
    Male or female?Erkek mi, kadın mı?
  • plantplænt
    #1006
    bitki; santral, tesis · isim, fiil
    Water the plants.Bitkileri sula.
    Uzman notuA power plant: elektrik santrali.
    water the plants = bitkileri sula
    a power plant = elektrik santrali
  • realityriælıti
    #1007
    gerçeklik · isim
    Virtual reality.Sanal gerçeklik.
  • spotspat
    #1008
    (belirli) yer, nokta; leke · isim
    A parking spot.Park yeri.
  • winterwintır
    #1009
    kış · isim
    Last winter.Geçen kış.
  • worsewörs
    #1010
    daha kötü · sıfat, zarf
    It's getting worse.Kötüye gidiyor.
    Uzman notuKıyaslarken worse than dersin.
    it's getting worse = kötüye gidiyor
    worse than before = öncekinden kötü
  • Sen kur

    Kuralı bana açıkla.

    Cevabı gösterExplain the rule to me.
2Kelime 1011–1020 · advice, broken10 kelime
  • adviceıdvays
    #1011
    tavsiye, öğüt · isim
    I need some advice.Biraz tavsiye lazım.
    Uzman notuSayılmaz: a piece of advice.
    some advice = biraz tavsiye
    a piece of advice = bir tavsiye
  • agreementıgriimınt
    #1012
    uzlaşma, anlaşma · isim
    Reach an agreement.Uzlaşmaya var.
  • awardıword
    #1013
    ödül · isim, fiil
    Win an award.Ödül kazan.
  • blockblak
    #1014
    engellemek; (ABD) iki sokak arası · fiil, isim
    Block this number.Bu numarayı engelle.
    Uzman notuAmerika'da two blocks: iki sokak mesafe.
    block this number = bu numarayı engelle
    two blocks = iki sokak mesafe
  • brokenbroukın
    #1015
    kırık; bozuk · sıfat
    A broken window.Kırık bir pencere.
    Uzman notuA broken watch: bozuk saat.
    a broken window = kırık bir pencere
    a broken watch = bozuk saat
  • challengeçælınc
    #1016
    zorlu iş; meydan okuma · isim, fiil
    A real challenge.Gerçekten zorlu bir iş.
  • commentkament
    #1017
    yorum; yorum yapmak · isim, fiil
    No comment.Yorum yok.
  • equipmentikwipmınt
    #1018
    ekipman, donanım · isim
    Sports equipment.Spor ekipmanı.
  • eventuallyivençuıli
    #1019
    nihayetinde, eninde sonunda · zarf
    We'll get there eventually.Nihayetinde varırız.
  • holyhouli
    #1020
    kutsal · sıfat
    A holy place.Kutsal yer.
  • Sen kur

    Tavsiyen etkiliydi.

    Cevabı gösterYour advice was effective.
3Kelime 1021–1030 · purpose, sick10 kelime
  • killingkiling
    #1021
    öldürme · isim
    Stop the killing.Öldürmeye son verin.
  • nationneyşın
    #1022
    ulus, millet · isim
    The United Nations.Birleşmiş Milletler.
  • otherwiseadhırwayz
    #1023
    yoksa, aksi halde · zarf
    Otherwise we'll be late.Yoksa gecikiriz.
  • primarypraymeri
    #1024
    birincil, başlıca · sıfat
    My primary goal.Birincil hedefim.
  • purposepörpıs
    #1025
    amaç, maksat · isim
    The main purpose.Ana amaç.
    Uzman notuBilerek, kasten: on purpose.
    the main purpose = ana amaç
    I did it on purpose = bilerek yaptım
  • responsiblerispansıbıl
    #1026
    sorumlu · sıfat
    Who's responsible?Sorumlu kim?
    Uzman notuBundan sorumluyum: I'm responsible for this.
    who's responsible = sorumlu kim
    I'm responsible for this = bundan sorumluyum
  • shopşap
    #1027
    alışveriş yapmak; dükkân · fiil, isim
    I shop online.İnternetten alışveriş yaparım.
  • sicksık
    #1028
    hasta · sıfat
    She's sick today.Bugün hasta.
    Uzman notuSick of it: bıktım.
    she's sick today = bugün hasta
    sick of it = bıktım (bundan)
  • teachertiiçır
    #1029
    öğretmen · isim
    My English teacher.İngilizce öğretmenim.
  • theorythiiıri
    #1030
    teori, kuram · isim
    In theory.Teoride.
  • Sen kur

    Ekipmandan ben sorumluyum.

    Cevabı gösterI'm responsible for the equipment.
4Kelime 1031–1040 · catch, foot10 kelime
  • agencyeycınsi
    #1031
    acente, ajans · isim
    A travel agency.Seyahat acentesi.
  • avoidıvoyd
    #1032
    kaçınmak, uzak durmak · fiil
    Avoid sugar.Şekerden kaçın.
  • camerakæmrı
    #1033
    kamera; fotoğraf makinesi · isim
    Smile for the camera.Kameraya gülümse.
  • catchkæç
    #1034
    yakalamak; (taşıta) yetişmek · fiil
    Catch the ball!Topu yakala!
    Uzman notuTaşıta yetişmek için de: catch the bus.
    catch the ball = topu yakala
    catch the bus = otobüse yetiş
  • cellsel
    #1035
    hücre; (ABD) cep telefonu · isim
    A blood cell.Kan hücresi.
    Uzman notuAmerika'da cep telefonu: a cell phone.
    a blood cell = kan hücresi
    a cell phone = cep telefonu (Amerika'da)
  • coastkoust
    #1036
    kıyı, sahil şeridi · isim
    The west coast.Batı kıyısı.
  • economyikanımi
    #1037
    ekonomi · isim
    The global economy.Küresel ekonomi.
  • environmentinvayrınmınt
    #1038
    çevre, ortam · isim
    Protect the environment.Çevreyi koru.
  • executiveigzekyıtiv
    #1039
    üst yönetici; yönetici düzeyinde · isim, sıfat
    A top executive.Tepe yönetici.
  • footfut
    #1040
    ayak · isim
    My left foot.Sol ayağım.
    Uzman notuÇoğulu düzensizdir: two feet.
    my left foot = sol ayağım
    two feet = iki ayak
  • Sen kur

    Öğretmen otobüse yetişir.

    Cevabı gösterThe teacher catches the bus.
5Kelime 1041–1050 · hall, politics10 kelime
  • hallhol
    #1041
    salon; (ABD) koridor · isim
    A concert hall.Konser salonu.
    Uzman notuAmerika'da koridor için de: down the hall.
    a concert hall = konser salonu
    down the hall = koridorun ilerisinde
  • massmæs
    #1042
    kitle; kütle · isim, sıfat
    The mass media.Kitle iletişim araçları.
  • meaningmiining
    #1043
    anlam · isim
    The meaning of life.Hayatın anlamı.
  • missionmişın
    #1044
    görev, misyon · isim
    A secret mission.Gizli görev.
  • ninenayn
    #1045
    dokuz · sayı
    At nine o'clock.Saat dokuzda.
  • politicspalıtiks
    #1046
    siyaset · isim
    Local politics.Yerel siyaset.
    Uzman notuKural anlamında: company policy.
    local politics = yerel siyaset
    company policy = şirket politikası
  • poppap
    #1047
    pop (müzik), popüler müzik · isim, sıfat
    A pop star.Pop yıldızı.
  • saturdaysætırdey
    #1048
    cumartesi · isim
    Saturday night.Cumartesi gecesi.
  • statussteytıs
    #1049
    durum; statü · isim
    Order status.Sipariş durumu.
  • thereforedherfor
    #1050
    dolayısıyla, bu yüzden · zarf
    Therefore, it's true.Dolayısıyla doğru.
  • Sen kur

    Koridordaki kamera.

    Cevabı gösterThe camera in the hall.
6Kelime 1051–1060 · weather, application10 kelime
  • trialtrayıl
    #1051
    deneme; duruşma · isim
    A free trial.Ücretsiz deneme.
  • trulytruuli
    #1052
    gerçekten, içtenlikle · zarf
    I'm truly sorry.Gerçekten üzgünüm.
  • weatherwedhır
    #1053
    hava durumu, hava · isim
    How's the weather?Hava nasıl?
    Uzman notuSoluduğumuz hava başka kelime: fresh air.
    how's the weather = hava nasıl
    fresh air = temiz hava
  • activityæktivıti
    #1054
    aktivite, faaliyet · isim
    Physical activity.Fiziksel etkinlik.
  • appæp
    #1055
    uygulama (telefon, tablet) · isim
    Download the app.Uygulamayı indir.
  • applicationæplikeyşın
    #1056
    başvuru; uygulama · isim
    A job application.İş başvurusu.
    Uzman notuUygulama anlamı da var; kısası app.
    a job application = iş başvurusu
    app = uygulama (kısası)
  • coffeekofi
    #1057
    kahve · isim
    A black coffee, please.Sütsüz bir kahve lütfen.
  • complexkımpleks
    #1058
    karmaşık · sıfat
    A complex problem.Karmaşık sorun.
  • conditionkındişın
    #1059
    hal, durum; koşul · isim
    In good condition.İyi durumda.
  • divisiondivijın
    #1060
    bölme (işlemi); bölüm, kol · isim
    Simple division.Basit bölme.
  • Sen kur

    Dokuz başvuru var.

    Cevabı gösterThere are nine applications.
7Kelime 1061–1070 · evening, interview10 kelime
  • eveningiivning
    #1061
    akşam · isim
    This evening.Bu akşam.
    Uzman notuKarşılaşınca good evening; ayrılırken good night.
    good evening = iyi akşamlar (karşılaşınca)
    good night = iyi geceler (ayrılırken)
  • flightflayt
    #1062
    uçuş · isim
    Enjoy your flight.Keyifli uçuşlar.
  • freedomfriidım
    #1063
    özgürlük · isim
    Freedom of speech.İfade özgürlüğü.
  • heathiit
    #1064
    ısıtmak; ısı, sıcaklık · fiil, isim
    Heat the oil.Yağı ısıt.
  • interviewintırvyuu
    #1065
    röportaj; iş görüşmesi · fiil, isim
    A radio interview.Radyo röportajı.
    Uzman notuA job interview: iş görüşmesi.
    a radio interview = radyo röportajı
    a job interview = iş görüşmesi
  • librarylaybreri
    #1066
    kütüphane · isim
    The school library.Okul kütüphanesi.
  • locatedloukeytıd
    #1067
    (bir yerde) bulunan · sıfat
    Where is it located?Nerede bulunuyor?
  • locationloukeyşın
    #1068
    konum · isim
    Share your location.Konumunu paylaş.
  • murdermördır
    #1069
    cinayet; cinayet işlemek · fiil, isim
    A murder mystery.Cinayet konulu polisiye.
  • queenkwiin
    #1070
    kraliçe · isim
    The queen bee.Kraliçe arı.
  • Sen kur

    İyi akşamlar, bir kahve lütfen.

    Cevabı gösterGood evening, a coffee, please.
8Kelime 1071–1080 · actual, exchange10 kelime
  • standingstænding
    #1071
    ayakta (yapılan); sürekli · sıfat
    A standing ovation.Ayakta alkış.
  • acceptıksept
    #1072
    kabul etmek · fiil
    Do you accept cards?Kart kabul ediyor musunuz?
  • actualækçuıl
    #1073
    gerçekteki, asıl · sıfat
    The actual cost.Gerçekteki maliyet.
    Uzman notuGüncel anlamı taşımaz; güncel olaylar: current events.
    the actual cost = gerçekteki maliyet
    current events = güncel olaylar
  • appearıpir
    #1074
    belirmek, ortaya çıkmak; görünmek · fiil
    The sun appeared.Güneş belirdi.
  • attemptıtempt
    #1075
    girişim; girişimde bulunmak · fiil, isim
    My first attempt.İlk girişimim.
  • channelçænıl
    #1076
    kanal · isim
    Change the channel.Kanalı değiştir.
  • distancedistıns
    #1077
    mesafe, uzaklık · isim
    Keep your distance.Mesafeni koru.
  • exchangeiksçeync
    #1078
    (başkasıyla) değiştirmek; takas · fiil, isim
    Can I exchange this?Bunu değiştirebilir miyim?
  • fatfæt
    #1079
    şişman; (besindeki) yağ · sıfat, isim
    Low fat.Az yağlı.
  • findingfaynding
    #1080
    bulgu · isim
    Key findings.Temel bulgular.
  • Sen kur

    Gerçekteki uçuş süresi.

    Cevabı gösterThe actual flight time.
9Kelime 1081–1090 · glass, ride10 kelime
  • glassglæs
    #1081
    cam; bardak · isim
    A glass door.Cam kapı.
    Uzman notuBardak da demek: a glass of water.
    a glass door = cam kapı
    a glass of water = bir bardak su
  • mobilemoubıl
    #1082
    taşınabilir, mobil · sıfat, isim
    A mobile home.Taşınabilir ev.
  • northernnordhırn
    #1083
    kuzeydeki, kuzey · sıfat
    The northern lights.Kuzey ışıkları.
  • powerfulpauırfıl
    #1084
    çok güçlü, nüfuzlu · sıfat
    A powerful engine.Çok güçlü bir motor.
  • priorprayır
    #1085
    daha önceki, ön · sıfat
    Prior experience.Daha önceki deneyim.
  • protectionprıtekşın
    #1086
    koruma · isim
    Sun protection.Güneş koruması.
  • receiverisiiv
    #1087
    (gönderileni) almak, teslim almak · fiil
    Order received.Sipariş alındı.
  • religiousrilicıs
    #1088
    dini; dindar · sıfat
    A religious holiday.Dini bayram.
  • riderayd
    #1089
    binmek, sürmek (bisiklet, at) · fiil, isim
    Ride a bike.Bisiklete bin.
    Uzman notuArabayı sürmek için: drive a car.
    ride a bike = bisiklete bin
    drive a car = araba sür
  • royalroyıl
    #1090
    kraliyet (ile ilgili) · sıfat
    The royal family.Kraliyet ailesi.
  • Sen kur

    Cam bir kapı belirdi.

    Cevabı gösterA glass door appeared.
10Kelime 1091–1100 · whom, speech10 kelime
  • screenskriin
    #1091
    ekran · isim
    A touch screen.Dokunmatik ekran.
  • servesörv
    #1092
    servis etmek; hizmet etmek · fiil
    Serve it cold.Soğuk servis et.
  • slowslou
    #1093
    yavaş · sıfat
    A slow computer.Yavaş bilgisayar.
  • speciesspiişiiz
    #1094
    canlı türü, tür · isim
    Rare species.Nadir türler.
  • speechspiiç
    #1095
    konuşma (topluluk önünde) · isim
    A short speech.Kısa bir konuşma.
    Uzman notuKonuşma yapmak: give a speech.
    a short speech = kısa bir konuşma
    give a speech = konuşma yapmak
  • traffictræfik
    #1096
    trafik · isim
    I'm stuck in traffic.Trafikte kaldım.
  • treetrii
    #1097
    ağaç · isim
    A family tree.Soy ağacı.
  • whomhuum
    #1098
    kime, kimi (resmi) · zamir
    To whom it may concern.İlgili makama.
    Uzman notuResmi dilde kalır; konuşurken: who did you call.
    to whom it may concern = ilgili makama (resmi)
    who did you call = kimi aradın (konuşmada)
  • wonderfulwandırfıl
    #1099
    şahane, harikulade · sıfat
    That's wonderful!Bu şahane!
  • airporterport
    #1100
    havalimanı · isim
    At the airport.Havalimanında.
  • Sen kur

    Konuşman çok güçlüydü.

    Cevabı gösterYour speech was powerful.

Ara test

5 soru · ilk bloklardan

Ara test1 / 5

I need ____ advice.

Kelime kartları

Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir

Kelime kartları0 / 100 biliyorsun
effective
ifektiv
Anlamını düşün, sonra karta dokun

Son test

10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden

Son test1 / 10

"Bunu bana açıkla." nasıl denir?

Bölümün notları

Yazdır ya da PDF olarak kaydet

explainexplain this to me = bana açıkla
worseworse than before = öncekinden kötü
advicea piece of advice = bir tavsiye
purposeon purpose = bilerek, kasten
catchcatch the bus = otobüse yetiş
halldown the hall = koridorun ilerisinde
weatherhow's the weather = hava nasıl
eveninggood evening = iyi akşamlar
actualactual cost = gerçekteki maliyet
glassa glass of water = bir bardak su
Sıradaki bölüm

Bölüm 12: kelime 1101–1200

Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.