En çok kullanılan 5000 kelime
En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 11
1001–1100. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.
Videodaki bölümler
Önce kendini dene
5 soru · bölümün tuzakları
Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.
Sence "Bunu bana açıkla." nasıl denir?
100 kelime
1001–1100 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle
1Kelime 1001–1010 · explain, worse10 kelime
- effectiveifektiv#1001etkili · sıfatAn effective method.Etkili yöntem.
- explainikspleyn#1002açıklamak, anlatmak · fiilLet me explain.Açıklayayım.Uzman notuKişi sona gelir: explain this to me.
- fullyfuli#1003tümüyle, tam olarak · zarfFully charged.Tam şarjlı.
- highlyhayli#1004son derece, çok · zarfHighly recommended.Son derece tavsiye edilir.
- malemeyl#1005erkek (cinsiyet) · isim, sıfatMale or female?Erkek mi, kadın mı?
- plantplænt#1006bitki; santral, tesis · isim, fiilWater the plants.Bitkileri sula.Uzman notuA power plant: elektrik santrali.water the plants = bitkileri sulaa power plant = elektrik santrali
- realityriælıti#1007gerçeklik · isimVirtual reality.Sanal gerçeklik.
- spotspat#1008(belirli) yer, nokta; leke · isimA parking spot.Park yeri.
- winterwintır#1009kış · isimLast winter.Geçen kış.
- worsewörs#1010daha kötü · sıfat, zarfIt's getting worse.Kötüye gidiyor.Uzman notuKıyaslarken worse than dersin.it's getting worse = kötüye gidiyorworse than before = öncekinden kötü
- Sen kur
Kuralı bana açıkla.
Cevabı göster
Explain the rule to me.
2Kelime 1011–1020 · advice, broken10 kelime
- adviceıdvays#1011tavsiye, öğüt · isimI need some advice.Biraz tavsiye lazım.Uzman notuSayılmaz: a piece of advice.some advice = biraz tavsiyea piece of advice = bir tavsiye
- agreementıgriimınt#1012uzlaşma, anlaşma · isimReach an agreement.Uzlaşmaya var.
- awardıword#1013ödül · isim, fiilWin an award.Ödül kazan.
- blockblak#1014engellemek; (ABD) iki sokak arası · fiil, isimBlock this number.Bu numarayı engelle.Uzman notuAmerika'da two blocks: iki sokak mesafe.block this number = bu numarayı engelletwo blocks = iki sokak mesafe
- brokenbroukın#1015kırık; bozuk · sıfatA broken window.Kırık bir pencere.Uzman notuA broken watch: bozuk saat.a broken window = kırık bir pencerea broken watch = bozuk saat
- challengeçælınc#1016zorlu iş; meydan okuma · isim, fiilA real challenge.Gerçekten zorlu bir iş.
- commentkament#1017yorum; yorum yapmak · isim, fiilNo comment.Yorum yok.
- equipmentikwipmınt#1018ekipman, donanım · isimSports equipment.Spor ekipmanı.
- eventuallyivençuıli#1019nihayetinde, eninde sonunda · zarfWe'll get there eventually.Nihayetinde varırız.
- holyhouli#1020kutsal · sıfatA holy place.Kutsal yer.
- Sen kur
Tavsiyen etkiliydi.
Cevabı göster
Your advice was effective.
3Kelime 1021–1030 · purpose, sick10 kelime
- killingkiling#1021öldürme · isimStop the killing.Öldürmeye son verin.
- nationneyşın#1022ulus, millet · isimThe United Nations.Birleşmiş Milletler.
- otherwiseadhırwayz#1023yoksa, aksi halde · zarfOtherwise we'll be late.Yoksa gecikiriz.
- primarypraymeri#1024birincil, başlıca · sıfatMy primary goal.Birincil hedefim.
- purposepörpıs#1025amaç, maksat · isimThe main purpose.Ana amaç.Uzman notuBilerek, kasten: on purpose.the main purpose = ana amaçI did it on purpose = bilerek yaptım
- responsiblerispansıbıl#1026sorumlu · sıfatWho's responsible?Sorumlu kim?Uzman notuBundan sorumluyum: I'm responsible for this.who's responsible = sorumlu kimI'm responsible for this = bundan sorumluyum
- shopşap#1027alışveriş yapmak; dükkân · fiil, isimI shop online.İnternetten alışveriş yaparım.
- sicksık#1028hasta · sıfatShe's sick today.Bugün hasta.Uzman notuSick of it: bıktım.she's sick today = bugün hastasick of it = bıktım (bundan)
- teachertiiçır#1029öğretmen · isimMy English teacher.İngilizce öğretmenim.
- theorythiiıri#1030teori, kuram · isimIn theory.Teoride.
- Sen kur
Ekipmandan ben sorumluyum.
Cevabı göster
I'm responsible for the equipment.
4Kelime 1031–1040 · catch, foot10 kelime
- agencyeycınsi#1031acente, ajans · isimA travel agency.Seyahat acentesi.
- avoidıvoyd#1032kaçınmak, uzak durmak · fiilAvoid sugar.Şekerden kaçın.
- camerakæmrı#1033kamera; fotoğraf makinesi · isimSmile for the camera.Kameraya gülümse.
- catchkæç#1034yakalamak; (taşıta) yetişmek · fiilCatch the ball!Topu yakala!Uzman notuTaşıta yetişmek için de: catch the bus.catch the ball = topu yakalacatch the bus = otobüse yetiş
- cellsel#1035hücre; (ABD) cep telefonu · isimA blood cell.Kan hücresi.Uzman notuAmerika'da cep telefonu: a cell phone.a blood cell = kan hücresia cell phone = cep telefonu (Amerika'da)
- coastkoust#1036kıyı, sahil şeridi · isimThe west coast.Batı kıyısı.
- economyikanımi#1037ekonomi · isimThe global economy.Küresel ekonomi.
- environmentinvayrınmınt#1038çevre, ortam · isimProtect the environment.Çevreyi koru.
- executiveigzekyıtiv#1039üst yönetici; yönetici düzeyinde · isim, sıfatA top executive.Tepe yönetici.
- footfut#1040ayak · isimMy left foot.Sol ayağım.Uzman notuÇoğulu düzensizdir: two feet.my left foot = sol ayağımtwo feet = iki ayak
- Sen kur
Öğretmen otobüse yetişir.
Cevabı göster
The teacher catches the bus.
5Kelime 1041–1050 · hall, politics10 kelime
- hallhol#1041salon; (ABD) koridor · isimA concert hall.Konser salonu.Uzman notuAmerika'da koridor için de: down the hall.a concert hall = konser salonudown the hall = koridorun ilerisinde
- massmæs#1042kitle; kütle · isim, sıfatThe mass media.Kitle iletişim araçları.
- meaningmiining#1043anlam · isimThe meaning of life.Hayatın anlamı.
- missionmişın#1044görev, misyon · isimA secret mission.Gizli görev.
- ninenayn#1045dokuz · sayıAt nine o'clock.Saat dokuzda.
- politicspalıtiks#1046siyaset · isimLocal politics.Yerel siyaset.Uzman notuKural anlamında: company policy.local politics = yerel siyasetcompany policy = şirket politikası
- poppap#1047pop (müzik), popüler müzik · isim, sıfatA pop star.Pop yıldızı.
- saturdaysætırdey#1048cumartesi · isimSaturday night.Cumartesi gecesi.
- statussteytıs#1049durum; statü · isimOrder status.Sipariş durumu.
- thereforedherfor#1050dolayısıyla, bu yüzden · zarfTherefore, it's true.Dolayısıyla doğru.
- Sen kur
Koridordaki kamera.
Cevabı göster
The camera in the hall.
6Kelime 1051–1060 · weather, application10 kelime
- trialtrayıl#1051deneme; duruşma · isimA free trial.Ücretsiz deneme.
- trulytruuli#1052gerçekten, içtenlikle · zarfI'm truly sorry.Gerçekten üzgünüm.
- weatherwedhır#1053hava durumu, hava · isimHow's the weather?Hava nasıl?Uzman notuSoluduğumuz hava başka kelime: fresh air.how's the weather = hava nasılfresh air = temiz hava
- activityæktivıti#1054aktivite, faaliyet · isimPhysical activity.Fiziksel etkinlik.
- appæp#1055uygulama (telefon, tablet) · isimDownload the app.Uygulamayı indir.
- applicationæplikeyşın#1056başvuru; uygulama · isimA job application.İş başvurusu.Uzman notuUygulama anlamı da var; kısası app.a job application = iş başvurusuapp = uygulama (kısası)
- coffeekofi#1057kahve · isimA black coffee, please.Sütsüz bir kahve lütfen.
- complexkımpleks#1058karmaşık · sıfatA complex problem.Karmaşık sorun.
- conditionkındişın#1059hal, durum; koşul · isimIn good condition.İyi durumda.
- divisiondivijın#1060bölme (işlemi); bölüm, kol · isimSimple division.Basit bölme.
- Sen kur
Dokuz başvuru var.
Cevabı göster
There are nine applications.
7Kelime 1061–1070 · evening, interview10 kelime
- eveningiivning#1061akşam · isimThis evening.Bu akşam.Uzman notuKarşılaşınca good evening; ayrılırken good night.good evening = iyi akşamlar (karşılaşınca)good night = iyi geceler (ayrılırken)
- flightflayt#1062uçuş · isimEnjoy your flight.Keyifli uçuşlar.
- freedomfriidım#1063özgürlük · isimFreedom of speech.İfade özgürlüğü.
- heathiit#1064ısıtmak; ısı, sıcaklık · fiil, isimHeat the oil.Yağı ısıt.
- interviewintırvyuu#1065röportaj; iş görüşmesi · fiil, isimA radio interview.Radyo röportajı.Uzman notuA job interview: iş görüşmesi.a radio interview = radyo röportajıa job interview = iş görüşmesi
- librarylaybreri#1066kütüphane · isimThe school library.Okul kütüphanesi.
- locatedloukeytıd#1067(bir yerde) bulunan · sıfatWhere is it located?Nerede bulunuyor?
- locationloukeyşın#1068konum · isimShare your location.Konumunu paylaş.
- murdermördır#1069cinayet; cinayet işlemek · fiil, isimA murder mystery.Cinayet konulu polisiye.
- queenkwiin#1070kraliçe · isimThe queen bee.Kraliçe arı.
- Sen kur
İyi akşamlar, bir kahve lütfen.
Cevabı göster
Good evening, a coffee, please.
8Kelime 1071–1080 · actual, exchange10 kelime
- standingstænding#1071ayakta (yapılan); sürekli · sıfatA standing ovation.Ayakta alkış.
- acceptıksept#1072kabul etmek · fiilDo you accept cards?Kart kabul ediyor musunuz?
- actualækçuıl#1073gerçekteki, asıl · sıfatThe actual cost.Gerçekteki maliyet.Uzman notuGüncel anlamı taşımaz; güncel olaylar: current events.the actual cost = gerçekteki maliyetcurrent events = güncel olaylar
- appearıpir#1074belirmek, ortaya çıkmak; görünmek · fiilThe sun appeared.Güneş belirdi.
- attemptıtempt#1075girişim; girişimde bulunmak · fiil, isimMy first attempt.İlk girişimim.
- channelçænıl#1076kanal · isimChange the channel.Kanalı değiştir.
- distancedistıns#1077mesafe, uzaklık · isimKeep your distance.Mesafeni koru.
- exchangeiksçeync#1078(başkasıyla) değiştirmek; takas · fiil, isimCan I exchange this?Bunu değiştirebilir miyim?
- fatfæt#1079şişman; (besindeki) yağ · sıfat, isimLow fat.Az yağlı.
- findingfaynding#1080bulgu · isimKey findings.Temel bulgular.
- Sen kur
Gerçekteki uçuş süresi.
Cevabı göster
The actual flight time.
9Kelime 1081–1090 · glass, ride10 kelime
- glassglæs#1081cam; bardak · isimA glass door.Cam kapı.Uzman notuBardak da demek: a glass of water.a glass door = cam kapıa glass of water = bir bardak su
- mobilemoubıl#1082taşınabilir, mobil · sıfat, isimA mobile home.Taşınabilir ev.
- northernnordhırn#1083kuzeydeki, kuzey · sıfatThe northern lights.Kuzey ışıkları.
- powerfulpauırfıl#1084çok güçlü, nüfuzlu · sıfatA powerful engine.Çok güçlü bir motor.
- priorprayır#1085daha önceki, ön · sıfatPrior experience.Daha önceki deneyim.
- protectionprıtekşın#1086koruma · isimSun protection.Güneş koruması.
- receiverisiiv#1087(gönderileni) almak, teslim almak · fiilOrder received.Sipariş alındı.
- religiousrilicıs#1088dini; dindar · sıfatA religious holiday.Dini bayram.
- riderayd#1089binmek, sürmek (bisiklet, at) · fiil, isimRide a bike.Bisiklete bin.Uzman notuArabayı sürmek için: drive a car.ride a bike = bisiklete bindrive a car = araba sür
- royalroyıl#1090kraliyet (ile ilgili) · sıfatThe royal family.Kraliyet ailesi.
- Sen kur
Cam bir kapı belirdi.
Cevabı göster
A glass door appeared.
10Kelime 1091–1100 · whom, speech10 kelime
- screenskriin#1091ekran · isimA touch screen.Dokunmatik ekran.
- servesörv#1092servis etmek; hizmet etmek · fiilServe it cold.Soğuk servis et.
- slowslou#1093yavaş · sıfatA slow computer.Yavaş bilgisayar.
- speciesspiişiiz#1094canlı türü, tür · isimRare species.Nadir türler.
- speechspiiç#1095konuşma (topluluk önünde) · isimA short speech.Kısa bir konuşma.Uzman notuKonuşma yapmak: give a speech.a short speech = kısa bir konuşmagive a speech = konuşma yapmak
- traffictræfik#1096trafik · isimI'm stuck in traffic.Trafikte kaldım.
- treetrii#1097ağaç · isimA family tree.Soy ağacı.
- whomhuum#1098kime, kimi (resmi) · zamirTo whom it may concern.İlgili makama.Uzman notuResmi dilde kalır; konuşurken: who did you call.to whom it may concern = ilgili makama (resmi)who did you call = kimi aradın (konuşmada)
- wonderfulwandırfıl#1099şahane, harikulade · sıfatThat's wonderful!Bu şahane!
- airporterport#1100havalimanı · isimAt the airport.Havalimanında.
- Sen kur
Konuşman çok güçlüydü.
Cevabı göster
Your speech was powerful.
Ara test
5 soru · ilk bloklardan
I need ____ advice.
Kelime kartları
Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir
Son test
10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden
"Bunu bana açıkla." nasıl denir?
Bölümün notları
Yazdır ya da PDF olarak kaydet
Bölüm 12: kelime 1101–1200
Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.