En çok kullanılan 5000 kelime
En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 12
1101–1200. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.
Videodaki bölümler
Önce kendini dene
5 soru · bölümün tuzakları
Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.
Sence "Otobüsle geldim." nasıl denir?
100 kelime
1101–1200 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle
1Kelime 1101–1110 · lie, everybody10 kelime
- beginbigin#1101(bir işe) başlamak · fiilLet's begin.Başlayalım.
- bottombatım#1102alt kısım, dip · isim, sıfatAt the bottom.En altta.
- demanddimænd#1103talep; talep etmek · isim, fiilHigh demand.Yüksek talep.
- engineencin#1104motor · isimStart the engine.Motoru çalıştır.
- everybodyevribadi#1105herkes · zamirEverybody knows that.Bunu herkes bilir.Uzman notuFiil tekil gelir: everybody is here.
- famousfeymıs#1106ünlü, meşhur · sıfatA famous singer.Ünlü bir şarkıcı.Uzman notuFamous for its pizza: pizzasıyla ünlü.a famous singer = ünlü bir şarkıcıfamous for its pizza = pizzasıyla ünlü
- investmentinvestmınt#1107yatırım · isimA good investment.İyi yatırım.
- lielay#1108yalan söylemek; uzanmak · fiil, isimDon't lie to me.Bana yalan söyleme.Uzman notuUzanmak anlamı da var: lie down.don't lie to me = bana yalan söylemelie down = şuraya uzan
- partnerpartnır#1109ortak; eş, partner · isimMy business partner.İş ortağım.
- sadsæd#1110üzgün, hüzünlü · sıfatA sad ending.Acıklı son.
- Sen kur
Öğretmene yalan söyleme.
Cevabı göster
Don't lie to the teacher.
2Kelime 1111–1120 · bus, worry10 kelime
- solutionsıluuşın#1111çözüm · isimA simple solution.Basit çözüm.
- southernsadhırn#1112güneydeki, güney · sıfatA southern accent.Güney aksanı.
- squareskwer#1113kare; meydan · isim, sıfatA square table.Kare bir masa.Uzman notuThe town square: kasaba meydanı.a square table = kare bir masathe town square = kasaba meydanı
- structurestrakçır#1114yapı · isimSentence structure.Cümle yapısı.
- traditionaltrıdişınıl#1115geleneksel · sıfatTraditional food.Geleneksel yemek.
- twicetways#1116iki kez · zarfTwice a week.Haftada iki kez.
- windwind#1117rüzgâr · isimA strong wind.Sert rüzgâr.
- worrywöri#1118endişelenmek, dert etmek · fiil, isimDon't worry.Endişelenme.Uzman notuDert etme: don't worry about it.don't worry = endişelenmedon't worry about it = bunu dert etme
- brandbrænd#1119marka · isimA famous brand.Ünlü marka.
- busbas#1120otobüs · isimTake the bus.Otobüse bin.Uzman notuOtobüsle derken: by bus.take the bus = otobüse binI came by bus = otobüsle geldim
- Sen kur
Herkes otobüsle gelir.
Cevabı göster
Everybody comes by bus.
3Kelime 1121–1130 · count, fresh10 kelime
- centsent#1121sent (dolar kuruşu) · isimFifty cents.Elli sent.
- countkaunt#1122saymak; önemli olmak · fiilCount to ten.Ona kadar sayın.Uzman notuÖnemli olmak da demek: every vote counts.count to ten = ona kadar sayınevery vote counts = her oy önemlidir
- coveredkavırd#1123kaplı, örtülü · sıfatCovered in snow.Karla kaplı.
- criticalkritikıl#1124kritik, hayati; eleştirel · sıfatA critical decision.Kritik karar.
- digitaldicitıl#1125dijital, sayısal · sıfatA digital clock.Dijital saat.
- fourthforth#1126dördüncü · sıra sayısıThe fourth floor.Dördüncü kat.
- freshfreş#1127taze · sıfatFresh bread.Taze ekmek.
- lakeleyk#1128göl · isimBy the lake.Göl kenarında.
- mentalmentıl#1129ruhsal, zihinsel · sıfatMental health.Ruh sağlığı.
- mostlymoustli#1130büyük oranda, daha çok · zarfMostly sunny.Büyük oranda güneşli.
- Sen kur
Ona kadar iki kez say.
Cevabı göster
Count to ten twice.
4Kelime 1131–1140 · score, realize10 kelime
- mouthmauth#1131ağız · isimOpen your mouth.Ağzını aç.
- ownerounır#1132sahip, mal sahibi · isimThe store owner.Mağaza sahibi.
- previouslypriiviısli#1133önceden, daha önce · zarfPreviously owned.Önceden kullanılmış.
- realizeriılayz#1134farkına varmak, anlamak · fiilI didn't realize.Farkına varmadım.
- remainrimeyn#1135(öylece) kalmak · fiilRemain seated.Yerinizde kalın.
- scaleskeyl#1136tartı; ölçek · isimA bathroom scale.Banyo tartısı.
- scoreskor#1137skor; sayı yapmak, gol atmak · isim, fiilWhat's the score?Skor kaç?Uzman notuGol atmak: score a goal.what's the score = skor kaçscore a goal = gol atmak
- separateseprıt#1138ayrı; ayırmak · sıfat, fiilSeparate checks, please.Hesaplar ayrı olsun lütfen.
- smartsmart#1139akıllı, zeki · sıfatA smart kid.Zeki çocuk.
- surfacesörfıs#1140yüzey · isimA smooth surface.Pürüzsüz yüzey.
- Sen kur
Dördüncü golü attım.
Cevabı göster
I scored the fourth goal.
5Kelime 1141–1150 · throw, estate10 kelime
- throwthrou#1141fırlatmak, atmak · fiilThrow me the keys.Anahtarları bana fırlat.Uzman notuÇöpe atmak: throw it away.throw me the keys = anahtarları bana fırlatthrow it away = onu çöpe atıver
- totallytoutıli#1142tamamıyla, büsbütün · zarfI totally agree.Tamamıyla katılıyorum.
- armsarmz#1143kollar; silahlar · isimIn my arms.Kollarımda.Uzman notuThe arms trade: silah ticareti.in my arms = kollarımdathe arms trade = silah ticareti
- benefitbenıfit#1144fayda, yarar · isim, fiilHealth benefits.Sağlığa yararları.
- budgetbacıt#1145bütçe · isimA tight budget.Kısıtlı bütçe.
- clickklik#1146tıklamak; tık · fiil, isimClick here.Buraya tıkla.
- estateisteyt#1147büyük mülk, arazi; mal varlığı · isimA country estate.Kırsalda büyük bir mülk.Uzman notuAmerika'da emlak: real estate.a country estate = kırsalda büyük bir mülkreal estate = emlak (Amerika'da)
- failedfeyld#1148başarısız · sıfatA failed attempt.Başarısız bir girişim.
- faithfeyth#1149inanç, güven · isimHave faith.İnancını koru.
- fashionfæşın#1150moda · isimA fashion show.Moda gösterisi.
- Sen kur
Akıllı ol, onu çöpe at.
Cevabı göster
Be smart, throw it away.
6Kelime 1151–1160 · rose, hearing10 kelime
- featurefiiçır#1151özellik · isimA new feature.Yeni özellik.
- fundfand#1152fon · isim, fiilA pension fund.Emeklilik fonu.
- generationcenıreyşın#1153nesil, kuşak · isimThe next generation.Gelecek kuşak.
- hearinghiring#1154işitme; duruşma · isimA hearing test.İşitme testi.Uzman notuA court hearing: mahkeme duruşması.a hearing test = işitme testia court hearing = mahkeme duruşması
- hillhil#1155tepe · isimUp the hill.Tepeye doğru, yokuş yukarı.
- metalmetıl#1156metal (demir gibi madde) · isimA metal door.Metal kapı.
- profileproufayl#1157profil · isimEdit profile.Profili düzenle.
- pullpul#1158çekmek · fiilPull the door.Kapıyı çek.
- pushpuş#1159itmek; (düğmeye) basmak · fiilDon't push me.Beni itme.
- roserouz#1160gül; yükseldi (geçmiş hali) · isim, fiilA red rose.Kırmızı gül.Uzman notuYükseldi anlamı da var: prices rose.a red rose = kırmızı gülprices rose = fiyatlar yükseldi
- Sen kur
Emlak fiyatları yükseldi.
Cevabı göster
Real estate prices rose.
7Kelime 1161–1170 · seat, apply10 kelime
- seatsiit#1161koltuk, oturacak yer · isimA window seat.Cam kenarı koltuk.Uzman notuBuyurun oturun: have a seat.a window seat = cam kenarı koltukhave a seat = buyurun oturun
- targettargıt#1162(ulaşılacak) hedef · isimA sales target.Satış hedefi.
- understandingandırstænding#1163anlayış; kavrayış · isimThanks for your understanding.Anlayışınız için teşekkürler.
- villagevilıc#1164köy · isimA fishing village.Balıkçı köyü.
- agenteycınt#1165temsilci, aracı · isimA real estate agent.Emlakçı.
- animalænımıl#1166hayvan · isimA wild animal.Vahşi hayvan.
- applyıplay#1167başvurmak; uygulamak · fiilApply online.İnternetten başvur.Uzman notuİşe başvururken: apply for a job.apply online = internetten başvurapply for a job = iş başvurusu yap
- authorityıthorıti#1168yetki; otorite · isimI have no authority.Yetkim yok.
- basisbeysis#1169esas, dayanak · isimOn a daily basis.Günlük olarak.
- drawdro#1170çizmek · fiilDraw a picture.Bir resim çiz.Uzman notuBoyayla: paint a picture.draw a picture = kalemle resim çizpaint a picture = boyayla resim yap
- Sen kur
Bir gül çiz.
Cevabı göster
Draw a rose.
8Kelime 1171–1180 · enter, rise10 kelime
- enterentır#1171girmek · fiilDo not enter.Girilmez.Uzman notuGirilen yer ardından gelir: enter the room.
- foundationfaundeyşın#1172(yapı) temeli; vakıf · isimA strong foundation.Sağlam temel.
- gaingeyn#1173edinmek, kazanmak · fiil, isimGain experience.Deneyim edin.
- memorymemıri#1174hafıza, bellek; anı · isimA good memory.İyi bir hafıza.Uzman notuChildhood memories: çocukluk anıları.a good memory = iyi bir hafızachildhood memories = çocukluk anıları
- primepraym#1175başta gelen, en önemli · sıfatThe prime minister.Başbakan.
- ringring#1176yüzük; (zil, telefon) çalmak · isim, fiilA wedding ring.Alyans, evlilik yüzüğü.
- riserayz#1177yükselmek, artmak · fiil, isimPrices will rise.Fiyatlar yükselecek.Uzman notuBir şeyi kaldırırken: raise your hand.prices will rise = fiyatlar yükselecekraise your hand = elini kaldır
- silversilvır#1178gümüş · isim, sıfatA silver medal.Gümüş madalya.
- soulsoul#1179ruh · isimBody and soul.Beden ve ruh.
- spreadspred#1180yaymak; yayılmak · fiilSpread the word.Haberi yay.
- Sen kur
Köye gir.
Cevabı göster
Enter the village.
9Kelime 1181–1190 · grade, apparently10 kelime
- supplysıplay#1181gerekli malzeme, erzak; arz · isim, fiilSchool supplies.Okul malzemeleri.
- wasteweyst#1182israf etmek; israf, atık · fiil, isimDon't waste water.Suyu israf etme.Uzman notuA waste of time: zaman kaybı.don't waste water = suyu israf etmea waste of time = zaman kaybı
- weirdwird#1183tuhaf, garip · sıfatThat's weird.Bu çok tuhaf.
- adultıdalt#1184yetişkin · isimAdults only.Yalnız yetişkinler.
- apparentlyıperıntli#1185görünüşe göre, anlaşılan · zarfApparently, it's closed.Görünüşe göre kapalı.Uzman notuEmin olmadığın haberi aktarırken: apparently not.apparently, it's closed = görünüşe göre kapalıapparently not = öyle değilmiş
- artistartist#1186sanatçı · isimA street artist.Sokak sanatçısı.
- chairmançermın#1187(kurul, şirket) başkanı · isimThe company chairman.Şirketin başkanı.
- editionidişın#1188basım, baskı; sürüm · isimA new edition.Yeni basım.
- engineeringencıniring#1189mühendislik · isimSoftware engineering.Yazılım mühendisliği.
- gradegreyd#1190okul notu; (ABD) sınıf düzeyi · isim, fiilGood grades.İyi notlar.Uzman notuAmerika'da sınıf düzeyi de: first grade.good grades = iyi notlarfirst grade = birinci sınıf (Amerika'da)
- Sen kur
Görünüşe göre fiyatlar yükseliyor.
Cevabı göster
Apparently, prices are rising.
10Kelime 1191–1200 · obviously, Monday10 kelime
- healthyhelthi#1191sağlıklı · sıfatHealthy food.Sağlıklı yemek.
- instituteinstıtuut#1192enstitü · isimA research institute.Araştırma enstitüsü.
- methodmethıd#1193yöntem · isimTeaching methods.Öğretim yöntemleri.
- mondaymandey#1194pazartesi · isimMonday morning.Pazartesi sabahı.
- obviouslyabviısli#1195belli ki, açıkça · zarfObviously, you're right.Belli ki haklısın.Uzman notuDuyduğunu aktarırken: apparently.obviously, you're right = belli ki haklısınapparently = görünüşe göre
- optionapşın#1196seçenek · isimNo other option.Başka seçenek yok.
- prisonprizın#1197hapishane, cezaevi · isimIn prison.Hapiste.
- remainsrimeynz#1198kalıntılar · isimAncient remains.Antik kalıntılar.
- somebodysambadi#1199biri, birisi · zamirSomebody help me!Biri yardım etsin!
- stonestoun#1200taş · isimA stone wall.Taş duvar.
- Sen kur
Belli ki bu tuhaf.
Cevabı göster
Obviously, this is weird.
Ara test
5 soru · ilk bloklardan
Don't worry ____ it.
Kelime kartları
Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir
Son test
10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden
"Otobüsle geldim." nasıl denir?
Bölümün notları
Yazdır ya da PDF olarak kaydet
Bölüm 13: kelime 1201–1300
Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.