İngilizce DozumDefterim

En çok kullanılan 5000 kelime

En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 12

1101–1200. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.

1101–1200100 kelime · 12 uzman notu22 dk24 Ekim 2026
YouTube'da aç

Videodaki bölümler

Önce kendini dene

5 soru · bölümün tuzakları

Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.

Başlangıç testi1 / 5

Sence "Otobüsle geldim." nasıl denir?

100 kelime

1101–1200 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle

1Kelime 1101–1110 · lie, everybody10 kelime
  • beginbigin
    #1101
    (bir işe) başlamak · fiil
    Let's begin.Başlayalım.
  • bottombatım
    #1102
    alt kısım, dip · isim, sıfat
    At the bottom.En altta.
  • demanddimænd
    #1103
    talep; talep etmek · isim, fiil
    High demand.Yüksek talep.
  • engineencin
    #1104
    motor · isim
    Start the engine.Motoru çalıştır.
  • everybodyevribadi
    #1105
    herkes · zamir
    Everybody knows that.Bunu herkes bilir.
    Uzman notuFiil tekil gelir: everybody is here.
  • famousfeymıs
    #1106
    ünlü, meşhur · sıfat
    A famous singer.Ünlü bir şarkıcı.
    Uzman notuFamous for its pizza: pizzasıyla ünlü.
    a famous singer = ünlü bir şarkıcı
    famous for its pizza = pizzasıyla ünlü
  • investmentinvestmınt
    #1107
    yatırım · isim
    A good investment.İyi yatırım.
  • lielay
    #1108
    yalan söylemek; uzanmak · fiil, isim
    Don't lie to me.Bana yalan söyleme.
    Uzman notuUzanmak anlamı da var: lie down.
    don't lie to me = bana yalan söyleme
    lie down = şuraya uzan
  • partnerpartnır
    #1109
    ortak; eş, partner · isim
    My business partner.İş ortağım.
  • sadsæd
    #1110
    üzgün, hüzünlü · sıfat
    A sad ending.Acıklı son.
  • Sen kur

    Öğretmene yalan söyleme.

    Cevabı gösterDon't lie to the teacher.
2Kelime 1111–1120 · bus, worry10 kelime
  • solutionsıluuşın
    #1111
    çözüm · isim
    A simple solution.Basit çözüm.
  • southernsadhırn
    #1112
    güneydeki, güney · sıfat
    A southern accent.Güney aksanı.
  • squareskwer
    #1113
    kare; meydan · isim, sıfat
    A square table.Kare bir masa.
    Uzman notuThe town square: kasaba meydanı.
    a square table = kare bir masa
    the town square = kasaba meydanı
  • structurestrakçır
    #1114
    yapı · isim
    Sentence structure.Cümle yapısı.
  • traditionaltrıdişınıl
    #1115
    geleneksel · sıfat
    Traditional food.Geleneksel yemek.
  • twicetways
    #1116
    iki kez · zarf
    Twice a week.Haftada iki kez.
  • windwind
    #1117
    rüzgâr · isim
    A strong wind.Sert rüzgâr.
  • worrywöri
    #1118
    endişelenmek, dert etmek · fiil, isim
    Don't worry.Endişelenme.
    Uzman notuDert etme: don't worry about it.
    don't worry = endişelenme
    don't worry about it = bunu dert etme
  • brandbrænd
    #1119
    marka · isim
    A famous brand.Ünlü marka.
  • busbas
    #1120
    otobüs · isim
    Take the bus.Otobüse bin.
    Uzman notuOtobüsle derken: by bus.
    take the bus = otobüse bin
    I came by bus = otobüsle geldim
  • Sen kur

    Herkes otobüsle gelir.

    Cevabı gösterEverybody comes by bus.
3Kelime 1121–1130 · count, fresh10 kelime
  • centsent
    #1121
    sent (dolar kuruşu) · isim
    Fifty cents.Elli sent.
  • countkaunt
    #1122
    saymak; önemli olmak · fiil
    Count to ten.Ona kadar sayın.
    Uzman notuÖnemli olmak da demek: every vote counts.
    count to ten = ona kadar sayın
    every vote counts = her oy önemlidir
  • coveredkavırd
    #1123
    kaplı, örtülü · sıfat
    Covered in snow.Karla kaplı.
  • criticalkritikıl
    #1124
    kritik, hayati; eleştirel · sıfat
    A critical decision.Kritik karar.
  • digitaldicitıl
    #1125
    dijital, sayısal · sıfat
    A digital clock.Dijital saat.
  • fourthforth
    #1126
    dördüncü · sıra sayısı
    The fourth floor.Dördüncü kat.
  • freshfreş
    #1127
    taze · sıfat
    Fresh bread.Taze ekmek.
  • lakeleyk
    #1128
    göl · isim
    By the lake.Göl kenarında.
  • mentalmentıl
    #1129
    ruhsal, zihinsel · sıfat
    Mental health.Ruh sağlığı.
  • mostlymoustli
    #1130
    büyük oranda, daha çok · zarf
    Mostly sunny.Büyük oranda güneşli.
  • Sen kur

    Ona kadar iki kez say.

    Cevabı gösterCount to ten twice.
4Kelime 1131–1140 · score, realize10 kelime
  • mouthmauth
    #1131
    ağız · isim
    Open your mouth.Ağzını aç.
  • ownerounır
    #1132
    sahip, mal sahibi · isim
    The store owner.Mağaza sahibi.
  • previouslypriiviısli
    #1133
    önceden, daha önce · zarf
    Previously owned.Önceden kullanılmış.
  • realizeriılayz
    #1134
    farkına varmak, anlamak · fiil
    I didn't realize.Farkına varmadım.
  • remainrimeyn
    #1135
    (öylece) kalmak · fiil
    Remain seated.Yerinizde kalın.
  • scaleskeyl
    #1136
    tartı; ölçek · isim
    A bathroom scale.Banyo tartısı.
  • scoreskor
    #1137
    skor; sayı yapmak, gol atmak · isim, fiil
    What's the score?Skor kaç?
    Uzman notuGol atmak: score a goal.
    what's the score = skor kaç
    score a goal = gol atmak
  • separateseprıt
    #1138
    ayrı; ayırmak · sıfat, fiil
    Separate checks, please.Hesaplar ayrı olsun lütfen.
  • smartsmart
    #1139
    akıllı, zeki · sıfat
    A smart kid.Zeki çocuk.
  • surfacesörfıs
    #1140
    yüzey · isim
    A smooth surface.Pürüzsüz yüzey.
  • Sen kur

    Dördüncü golü attım.

    Cevabı gösterI scored the fourth goal.
5Kelime 1141–1150 · throw, estate10 kelime
  • throwthrou
    #1141
    fırlatmak, atmak · fiil
    Throw me the keys.Anahtarları bana fırlat.
    Uzman notuÇöpe atmak: throw it away.
    throw me the keys = anahtarları bana fırlat
    throw it away = onu çöpe atıver
  • totallytoutıli
    #1142
    tamamıyla, büsbütün · zarf
    I totally agree.Tamamıyla katılıyorum.
  • armsarmz
    #1143
    kollar; silahlar · isim
    In my arms.Kollarımda.
    Uzman notuThe arms trade: silah ticareti.
    in my arms = kollarımda
    the arms trade = silah ticareti
  • benefitbenıfit
    #1144
    fayda, yarar · isim, fiil
    Health benefits.Sağlığa yararları.
  • budgetbacıt
    #1145
    bütçe · isim
    A tight budget.Kısıtlı bütçe.
  • clickklik
    #1146
    tıklamak; tık · fiil, isim
    Click here.Buraya tıkla.
  • estateisteyt
    #1147
    büyük mülk, arazi; mal varlığı · isim
    A country estate.Kırsalda büyük bir mülk.
    Uzman notuAmerika'da emlak: real estate.
    a country estate = kırsalda büyük bir mülk
    real estate = emlak (Amerika'da)
  • failedfeyld
    #1148
    başarısız · sıfat
    A failed attempt.Başarısız bir girişim.
  • faithfeyth
    #1149
    inanç, güven · isim
    Have faith.İnancını koru.
  • fashionfæşın
    #1150
    moda · isim
    A fashion show.Moda gösterisi.
  • Sen kur

    Akıllı ol, onu çöpe at.

    Cevabı gösterBe smart, throw it away.
6Kelime 1151–1160 · rose, hearing10 kelime
  • featurefiiçır
    #1151
    özellik · isim
    A new feature.Yeni özellik.
  • fundfand
    #1152
    fon · isim, fiil
    A pension fund.Emeklilik fonu.
  • generationcenıreyşın
    #1153
    nesil, kuşak · isim
    The next generation.Gelecek kuşak.
  • hearinghiring
    #1154
    işitme; duruşma · isim
    A hearing test.İşitme testi.
    Uzman notuA court hearing: mahkeme duruşması.
    a hearing test = işitme testi
    a court hearing = mahkeme duruşması
  • hillhil
    #1155
    tepe · isim
    Up the hill.Tepeye doğru, yokuş yukarı.
  • metalmetıl
    #1156
    metal (demir gibi madde) · isim
    A metal door.Metal kapı.
  • profileproufayl
    #1157
    profil · isim
    Edit profile.Profili düzenle.
  • pullpul
    #1158
    çekmek · fiil
    Pull the door.Kapıyı çek.
  • pushpuş
    #1159
    itmek; (düğmeye) basmak · fiil
    Don't push me.Beni itme.
  • roserouz
    #1160
    gül; yükseldi (geçmiş hali) · isim, fiil
    A red rose.Kırmızı gül.
    Uzman notuYükseldi anlamı da var: prices rose.
    a red rose = kırmızı gül
    prices rose = fiyatlar yükseldi
  • Sen kur

    Emlak fiyatları yükseldi.

    Cevabı gösterReal estate prices rose.
7Kelime 1161–1170 · seat, apply10 kelime
  • seatsiit
    #1161
    koltuk, oturacak yer · isim
    A window seat.Cam kenarı koltuk.
    Uzman notuBuyurun oturun: have a seat.
    a window seat = cam kenarı koltuk
    have a seat = buyurun oturun
  • targettargıt
    #1162
    (ulaşılacak) hedef · isim
    A sales target.Satış hedefi.
  • understandingandırstænding
    #1163
    anlayış; kavrayış · isim
    Thanks for your understanding.Anlayışınız için teşekkürler.
  • villagevilıc
    #1164
    köy · isim
    A fishing village.Balıkçı köyü.
  • agenteycınt
    #1165
    temsilci, aracı · isim
    A real estate agent.Emlakçı.
  • animalænımıl
    #1166
    hayvan · isim
    A wild animal.Vahşi hayvan.
  • applyıplay
    #1167
    başvurmak; uygulamak · fiil
    Apply online.İnternetten başvur.
    Uzman notuİşe başvururken: apply for a job.
    apply online = internetten başvur
    apply for a job = iş başvurusu yap
  • authorityıthorıti
    #1168
    yetki; otorite · isim
    I have no authority.Yetkim yok.
  • basisbeysis
    #1169
    esas, dayanak · isim
    On a daily basis.Günlük olarak.
  • drawdro
    #1170
    çizmek · fiil
    Draw a picture.Bir resim çiz.
    Uzman notuBoyayla: paint a picture.
    draw a picture = kalemle resim çiz
    paint a picture = boyayla resim yap
  • Sen kur

    Bir gül çiz.

    Cevabı gösterDraw a rose.
8Kelime 1171–1180 · enter, rise10 kelime
  • enterentır
    #1171
    girmek · fiil
    Do not enter.Girilmez.
    Uzman notuGirilen yer ardından gelir: enter the room.
  • foundationfaundeyşın
    #1172
    (yapı) temeli; vakıf · isim
    A strong foundation.Sağlam temel.
  • gaingeyn
    #1173
    edinmek, kazanmak · fiil, isim
    Gain experience.Deneyim edin.
  • memorymemıri
    #1174
    hafıza, bellek; anı · isim
    A good memory.İyi bir hafıza.
    Uzman notuChildhood memories: çocukluk anıları.
    a good memory = iyi bir hafıza
    childhood memories = çocukluk anıları
  • primepraym
    #1175
    başta gelen, en önemli · sıfat
    The prime minister.Başbakan.
  • ringring
    #1176
    yüzük; (zil, telefon) çalmak · isim, fiil
    A wedding ring.Alyans, evlilik yüzüğü.
  • riserayz
    #1177
    yükselmek, artmak · fiil, isim
    Prices will rise.Fiyatlar yükselecek.
    Uzman notuBir şeyi kaldırırken: raise your hand.
    prices will rise = fiyatlar yükselecek
    raise your hand = elini kaldır
  • silversilvır
    #1178
    gümüş · isim, sıfat
    A silver medal.Gümüş madalya.
  • soulsoul
    #1179
    ruh · isim
    Body and soul.Beden ve ruh.
  • spreadspred
    #1180
    yaymak; yayılmak · fiil
    Spread the word.Haberi yay.
  • Sen kur

    Köye gir.

    Cevabı gösterEnter the village.
9Kelime 1181–1190 · grade, apparently10 kelime
  • supplysıplay
    #1181
    gerekli malzeme, erzak; arz · isim, fiil
    School supplies.Okul malzemeleri.
  • wasteweyst
    #1182
    israf etmek; israf, atık · fiil, isim
    Don't waste water.Suyu israf etme.
    Uzman notuA waste of time: zaman kaybı.
    don't waste water = suyu israf etme
    a waste of time = zaman kaybı
  • weirdwird
    #1183
    tuhaf, garip · sıfat
    That's weird.Bu çok tuhaf.
  • adultıdalt
    #1184
    yetişkin · isim
    Adults only.Yalnız yetişkinler.
  • apparentlyıperıntli
    #1185
    görünüşe göre, anlaşılan · zarf
    Apparently, it's closed.Görünüşe göre kapalı.
    Uzman notuEmin olmadığın haberi aktarırken: apparently not.
    apparently, it's closed = görünüşe göre kapalı
    apparently not = öyle değilmiş
  • artistartist
    #1186
    sanatçı · isim
    A street artist.Sokak sanatçısı.
  • chairmançermın
    #1187
    (kurul, şirket) başkanı · isim
    The company chairman.Şirketin başkanı.
  • editionidişın
    #1188
    basım, baskı; sürüm · isim
    A new edition.Yeni basım.
  • engineeringencıniring
    #1189
    mühendislik · isim
    Software engineering.Yazılım mühendisliği.
  • gradegreyd
    #1190
    okul notu; (ABD) sınıf düzeyi · isim, fiil
    Good grades.İyi notlar.
    Uzman notuAmerika'da sınıf düzeyi de: first grade.
    good grades = iyi notlar
    first grade = birinci sınıf (Amerika'da)
  • Sen kur

    Görünüşe göre fiyatlar yükseliyor.

    Cevabı gösterApparently, prices are rising.
10Kelime 1191–1200 · obviously, Monday10 kelime
  • healthyhelthi
    #1191
    sağlıklı · sıfat
    Healthy food.Sağlıklı yemek.
  • instituteinstıtuut
    #1192
    enstitü · isim
    A research institute.Araştırma enstitüsü.
  • methodmethıd
    #1193
    yöntem · isim
    Teaching methods.Öğretim yöntemleri.
  • mondaymandey
    #1194
    pazartesi · isim
    Monday morning.Pazartesi sabahı.
  • obviouslyabviısli
    #1195
    belli ki, açıkça · zarf
    Obviously, you're right.Belli ki haklısın.
    Uzman notuDuyduğunu aktarırken: apparently.
    obviously, you're right = belli ki haklısın
    apparently = görünüşe göre
  • optionapşın
    #1196
    seçenek · isim
    No other option.Başka seçenek yok.
  • prisonprizın
    #1197
    hapishane, cezaevi · isim
    In prison.Hapiste.
  • remainsrimeynz
    #1198
    kalıntılar · isim
    Ancient remains.Antik kalıntılar.
  • somebodysambadi
    #1199
    biri, birisi · zamir
    Somebody help me!Biri yardım etsin!
  • stonestoun
    #1200
    taş · isim
    A stone wall.Taş duvar.
  • Sen kur

    Belli ki bu tuhaf.

    Cevabı gösterObviously, this is weird.

Ara test

5 soru · ilk bloklardan

Ara test1 / 5

Don't worry ____ it.

Kelime kartları

Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir

Kelime kartları0 / 100 biliyorsun
begin
bigin
Anlamını düşün, sonra karta dokun

Son test

10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden

Son test1 / 10

"Otobüsle geldim." nasıl denir?

Bölümün notları

Yazdır ya da PDF olarak kaydet

everybodyeverybody is here = herkes burada
lielie down = uzan
busby bus = otobüsle
countevery vote counts = her oy önemli
scorescore a goal = gol atmak
throwthrow it away = çöpe at
roseprices rose = fiyatlar yükseldi
seathave a seat = buyurun oturun
enterenter the room = odaya gir
gradefirst grade = birinci sınıf
Sıradaki bölüm

Bölüm 13: kelime 1201–1300

Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.