En çok kullanılan 5000 kelime
En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 13
1201–1300. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.
Videodaki bölümler
Önce kendini dene
5 soru · bölümün tuzakları
Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.
Sence "Sabah giyindim." nasıl denir?
100 kelime
1201–1300 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle
1Kelime 1201–1210 · bet, window10 kelime
- strengthstrenkth#1201kuvvet, güç · isimPhysical strength.Beden kuvveti.
- wildwayld#1202vahşi, yabani · sıfatWild animals.Yabani hayvanlar.
- windowwindou#1203pencere · isimClose the window.Pencereyi kapat.
- winnerwinır#1204kazanan · isimWe have a winner!Kazananımız belli oldu!
- bagbæg#1205çanta; torba, poşet · isimA gym bag.Spor çantası.
- betbet#1206bahse girmek; (I bet) eminim ki · fiil, isimWant to bet?Bahse var mısın?Uzman notuEminim derken: I bet you're right.want to bet = bahse var mısınI bet you're right = eminim haklısın
- campkæmp#1207kamp; kamp yapmak · isim, fiilSummer camp.Yaz kampı.
- castkæst#1208oyuncu kadrosu; rol vermek · isim, fiilMeet the cast.Oyuncu kadrosuyla tanış.
- correctkırekt#1209doğru, hatasız; düzeltmek · sıfat, fiilThe correct answer.Doğru cevap.
- dangerousdeyncırıs#1210tehlikeli · sıfatA dangerous road.Tehlikeli yol.
- Sen kur
Bahse girerim bunu biliyorsun.
Cevabı göster
I bet you know this.
2Kelime 1211–1220 · prevent, handle10 kelime
- extremelyikstriimli#1211aşırı derecede, son derece · zarfExtremely hot.Aşırı sıcak.
- firmförm#1212şirket, firma; sıkı, sağlam · isim, sıfatA law firm.Hukuk bürosu.
- handlehændıl#1213halletmek, baş etmek; kulp, kol · fiil, isimI can handle it.Ben hallederim.Uzman notuDoor handle: kapı kolu.I can handle it = ben hallederimdoor handle = kapı kolu
- improveimpruuv#1214ilerletmek, iyileştirmek · fiilImprove your English.İngilizceni ilerlet.
- indeedindiid#1215hakikaten, gerçekten de · zarfYes, indeed.Evet, hakikaten.
- negativenegıtiv#1216olumsuz · sıfatNegative thoughts.Olumsuz düşünceler.
- preventprivent#1217önlemek, engellemek · fiilPrevent accidents.Kazaları önle.Uzman notuEngellerken from gelir: prevented us from going.prevent accidents = kazaları önleprevented us from going = gitmemizi engelledi
- spiritspirit#1218ruh, moral · isimTeam spirit.Takım ruhu.
- televisiontelıvijın#1219televizyon · isimWhat's on television?Televizyonda ne var?
- tilltil#1220-e kadar · edat, bağlaçWait till tomorrow.Yarına kadar bekle.Uzman notuYazıda until daha yaygındır.wait till tomorrow = yarına kadar bekleuntil = yazıda daha yaygın
- Sen kur
Bu, tehlikeli yangınları önler.
Cevabı göster
This prevents dangerous fires.
3Kelime 1221–1230 · trouble, decide10 kelime
- troubletrabıl#1221dert, sıkıntı, bela · isimI'm in trouble.Başım dertte.Uzman notuZorlanınca: I have trouble sleeping.I'm in trouble = başım dertteI have trouble sleeping = uyumakta zorlanıyorum
- advantageıdvæntıc#1222üstünlük, avantaj · isimA big advantage.Büyük bir üstünlük.Uzman notuTake advantage of it: bundan yararlan.a big advantage = büyük bir üstünlüktake advantage of it = bundan yararlan
- apartıpart#1223birbirinden ayrı, aralıklı · zarfFar apart.Birbirinden uzak.
- awareıwer#1224farkında, haberdar · sıfatI'm aware of that.Bunun farkındayım.
- catkæt#1225kedi · isimA black cat.Kara kedi.
- decidedisayd#1226karar vermek · fiilYou decide.Sen karar ver.Uzman notuArdından to gelir: decided to stay.you decide = sen karar verI decided to stay = kalmaya karar verdim
- dinnerdinır#1227akşam yemeği · isimDinner is ready.Yemek hazır.
- easterniistırn#1228doğudaki, doğu · sıfatEastern Europe.Doğu Avrupa.
- fifthfifth#1229beşinci · sıra sayısıThe fifth time.Beşinci sefer.
- functionfankşın#1230işlev, fonksiyon · isim, fiilA search function.Arama işlevi.
- Sen kur
Bunu önlemeye karar verdik.
Cevabı göster
We decided to prevent this.
4Kelime 1231–1240 · progress, herself10 kelime
- giftgift#1231hediye, armağan · isimA gift shop.Hediyelik eşya dükkanı.
- herselfhörself#1232kendisi, kendini (kadın) · zamirShe hurt herself.Kendini incitti.Uzman notuBy herself: tek başına.she hurt herself = kendini incittiby herself = tek başına
- impossibleimpasıbıl#1233imkânsız · sıfatThat's impossible.Bu imkânsız.
- influenceinfluıns#1234etki, nüfuz; etkilemek · isim, fiilA good influence.Olumlu etki.
- marketingmarkıting#1235pazarlama · isimThe marketing department.Pazarlama bölümü.
- nornor#1236ne de · bağlaçNeither tea nor coffee.Ne çay ne de kahve.
- produceprıduus#1237üretmek · fiilProduce energy.Enerji üret.
- progresspragres#1238ilerleme, gelişme · isimGood progress.İyi ilerleme.Uzman notuYanına make fiili gelir: I'm making progress.good progress = iyi ilerlemeI'm making progress = ilerleme kaydediyorum
- proudpraud#1239gururlu, gurur duyan · sıfatI'm proud of you.Seninle gurur duyuyorum.
- requirerikwayır#1240gerektirmek · fiilNo experience required.Deneyim gerekmez.
- Sen kur
Kedi ilerleme kaydediyor.
Cevabı göster
The cat is making progress.
5Kelime 1241–1250 · wood, shut10 kelime
- shootingşuuting#1241(film) çekimi; silahlı saldırı · isimShooting starts tomorrow.Çekimler yarın başlıyor.
- shutşat#1242kapamak, kapatmak · fiilShut the door.Kapıyı kapa.
- vanvæn#1243kapalı kamyonet, minibüs · isimA delivery van.Teslimat kamyoneti.
- woodwud#1244ahşap, odun; (çoğul) orman · isimMade of wood.Ahşaptan yapılmış.Uzman notuÇoğulu orman demek: a walk in the woods.made of wood = ahşaptan yapılmışa walk in the woods = ormanda yürüyüş
- backgroundbækgraund#1245arka plan; (kişinin) geçmişi · isimBackground music.Fon müziği.
- birthbörth#1246doğum · isimDate of birth.Doğum tarihi.
- bridgebric#1247köprü · isimCross the bridge.Köprüyü geç.
- conceptkansept#1248kavram · isimA new concept.Yeni kavram.
- copykapi#1249kopyalamak; kopya, nüsha · fiil, isimCopy and paste.Kopyala ve yapıştır.
- deardir#1250sayın, sevgili · sıfatDear customer.Sayın müşterimiz.
- Sen kur
Bu ülke odun üretir.
Cevabı göster
This country produces wood.
6Kelime 1251–1260 · neither, patient10 kelime
- gardengardın#1251bahçe · isimA rose garden.Gül bahçesi.Uzman notuAmerika'da evin bahçesi: yard.a rose garden = gül bahçesiyard = evin bahçesi (Amerika'da)
- hosthoust#1252ev sahibi (ağırlayan); sunucu · isim, fiilThank the host.Ev sahibine teşekkür et.Uzman notuTV host: televizyon sunucusu.thank the host = ev sahibine teşekkür etTV host = televizyon sunucusu
- housinghauzing#1253konut · isimThe housing market.Konut piyasası.
- journalcörnıl#1254akademik dergi; günlük · isimA scientific journal.Bilimsel dergi.
- leadershipliidırşip#1255önderlik, liderlik · isimStrong leadership.Güçlü önderlik.
- lengthlenkth#1256uzunluk, boy · isimHair length.Saç uzunluğu.
- luckylaki#1257şanslı · sıfatLucky you!Ne şanslısın!
- neitherniidhır#1258ikisi de değil; (olumsuz) ben de · zamir, zarfNeither of us knows.İkimiz de bilmiyoruz.Uzman notuOlumsuz söze katılırken: me neither.neither of us knows = ikimiz de bilmiyoruzme neither = ben de öyle (olumsuzda)
- ontoantu#1259üstüne, üzerine doğru · edatOnto the table.Masanın üstüne.
- patientpeyşınt#1260hasta (kişi); sabırlı · isim, sıfatThe patient is sleeping.Hasta uyuyor.Uzman notuSıfat olarak sabırlı demek: be patient.the patient is sleeping = hasta uyuyorbe patient = sabret biraz
- Sen kur
Hastaya bu kopyayı ver.
Cevabı göster
Give the patient this copy.
7Kelime 1261–1270 · alive, rare10 kelime
- possiblypasıbli#1261belki de, olabilir ki · zarfPossibly tomorrow.Belki de yarın.
- provepruuv#1262kanıtlamak · fiilI can prove it.Bunu kanıtlayabilirim.
- rarerer#1263nadir, ender; az pişmiş · sıfatA rare bird.Nadir bir kuş.Uzman notuRare steak: az pişmiş biftek.a rare bird = nadir bir kuşrare steak = az pişmiş biftek
- settingseting#1264ayar; ortam · isimPrivacy settings.Gizlilik ayarları.
- softwaresoftwer#1265yazılım · isimFree software.Ücretsiz yazılım.
- toughtaf#1266çetin, zorlu; dayanıklı · sıfatA tough day.Zorlu gün.
- adæd#1267reklam, ilan · isimA job ad.İş ilanı.
- aliveılayv#1268hayatta, canlı · sıfatHe's still alive.O hâlâ hayatta.Uzman notuİsmin önünde living dersin: living things.
- appleæpıl#1269elma · isimApple juice.Elma suyu.
- balancebælıns#1270denge; dengelemek · isim, fiilKeep your balance.Dengeni koru.
- Sen kur
Hasta hâlâ hayatta.
Cevabı göster
The patient is still alive.
8Kelime 1271–1280 · dress, boss10 kelime
- birthdaybörthdey#1271doğum günü · isimHappy birthday!İyi ki doğdun!
- bossbos#1272patron, amir · isimMy new boss.Yeni patronum.
- connectionkınekşın#1273bağlantı, bağ · isimA bad connection.Kötü bağlantı.
- dressdres#1274elbise; giydirmek, giyinmek · isim, fiilA red dress.Kırmızı elbise.Uzman notuGiyinmek derken: get dressed.a red dress = kırmızı elbiseget dressed = hadi giyin
- fellowfelou#1275aynı gruptan olan · sıfat, isimFellow students.Okul arkadaşları.
- horsehors#1276at · isimRide a horse.Ata binmek.
- magicmæcik#1277sihir, büyü · isim, sıfatA magic trick.Sihirbazlık numarası.
- mapmæp#1278harita · isimA world map.Dünya haritası.
- netnet#1279ağ, file; net (kesinti sonrası) · isim, sıfatA fishing net.Balık ağı.
- requestrikwest#1280rica, istek · isim, fiilA special request.Özel rica.
- Sen kur
Nadir bir elbise.
Cevabı göster
A rare dress.
9Kelime 1281–1290 · wake, billion10 kelime
- stickstik#1281yapıştırmak; sopa, çubuk · fiil, isimStick it here.Buraya yapıştır.
- vehicleviiıkıl#1282taşıt, araç · isimA motor vehicle.Motorlu taşıt.
- volumevalyuum#1283ses düzeyi; hacim; cilt · isimTurn up the volume.Sesi aç.
- wakeweyk#1284uyanmak; uyandırmak · fiilWake up!Uyan!Uzman notuYataktan kalkınca: I got up.I woke up = uyandımI got up = kalktım
- aideyd#1285yardım, destek · isim, fiilFirst aid.İlk yardım.
- beautybyuuti#1286güzellik · isimNatural beauty.Doğal güzellik.
- billionbilyın#1287milyar · sayıEight billion people.Sekiz milyar insan.Uzman notuSayıdan sonra çoğul olmaz: two billion dollars.eight billion people = sekiz milyar insantwo billion dollars = iki milyar dolar
- busybizi#1288meşgul; yoğun, işlek · sıfatI'm busy right now.Şu an meşgulüm.
- concernedkınsörnd#1289endişeli, kaygılı · sıfatA concerned parent.Endişeli bir veli.
- conversationkanvırseyşın#1290sohbet, konuşma · isimA long conversation.Uzun sohbet.
- Sen kur
Patron erken uyanır.
Cevabı göster
The boss wakes up early.
10Kelime 1291–1300 · fly, corner10 kelime
- cornerkornır#1291köşe · isimOn the corner.Köşede.Uzman notuJust around the corner: hemen şurada.on the corner = köşedejust around the corner = hemen şurada
- criminalkriminıl#1292suçlu; suçla ilgili · isim, sıfatA wanted criminal.Aranan suçlu.
- culturalkalçırıl#1293kültürel, kültürle ilgili · sıfatCultural differences.Kültür farkları.
- developdivelıp#1294geliştirmek; gelişmek · fiilDevelop an app.Uygulama geliştir.
- driverdrayvır#1295sürücü, şoför · isimA bus driver.Otobüs şoförü.
- farmfarm#1296çiftlik · isimOn the farm.Çiftlikte.
- filefayl#1297dosya · isim, fiilSave the file.Dosyayı kaydet.
- fixfiks#1298onarmak, tamir etmek · fiilCan you fix it?Bunu onarabilir misin?
- flyflay#1299uçmak; sinek · fiil, isimBirds fly.Kuşlar uçar.Uzman notuİsim olarak sinek demek: a fly in my soup.birds fly = kuşlar uçara fly in my soup = çorbamda sinek
- guidegayd#1300rehber, kılavuz · isim, fiilA tour guide.Tur rehberi.
- Sen kur
Bu araç uçabilir.
Cevabı göster
This vehicle can fly.
Ara test
5 soru · ilk bloklardan
I ____ you're right.
Kelime kartları
Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir
Son test
10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden
"Sabah giyindim." nasıl denir?
Bölümün notları
Yazdır ya da PDF olarak kaydet
Bölüm 14: kelime 1301–1400
Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.