En çok kullanılan 5000 kelime
En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 14
1301–1400. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.
Videodaki bölümler
Önce kendini dene
5 soru · bölümün tuzakları
Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.
Sence "Çok heyecanlıyım." nasıl denir?
100 kelime
1301–1400 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle
1Kelime 1301–1310 · raise, suggest10 kelime
- investigationinvestıgeyşın#1301soruşturma, inceleme · isimA police investigation.Polis soruşturması.
- raisereyz#1302kaldırmak; (çocuk) büyütmek · fiilRaise your hand.Elini kaldır.Uzman notuÇocuk büyütmek de: she raised three kids.raise your hand = elini kaldırshe raised three kids = üç çocuk büyüttü
- responsibilityrispansıbilıti#1303sorumluluk · isimIt's my responsibility.Benim sorumluluğum.
- rollroul#1304yuvarlamak; rulo · fiil, isimRoll the ball.Topu yuvarla.
- slightlyslaytli#1305azıcık, hafifçe · zarfSlightly better.Azıcık daha iyi.
- suggestsıcest#1306önermek · fiilWhat do you suggest?Ne önerirsin?Uzman notuBir şey sunarken: offer a drink.what do you suggest = ne önerirsinoffer a drink = içecek ikram et
- surprisesırprayz#1307sürpriz; şaşırtmak · isim, fiilA surprise party.Sürpriz parti.
- technicalteknikıl#1308teknik · sıfatA technical problem.Teknik sorun.
- treattriit#1309muamele etmek; ısmarlamak, ikram · fiil, isimTreat people well.İnsanlara iyi davran.Uzman notuIt's my treat: bu benden.treat people well = insanlara iyi davranit's my treat = bu benden
- uniqueyuniik#1310eşsiz, benzersiz · sıfatA unique style.Eşsiz tarz.
- Sen kur
Beni annem büyüttü.
Cevabı göster
My mother raised me.
2Kelime 1311–1320 · excited, yours10 kelime
- varietyvırayıti#1311çeşitlilik, çeşit · isimA variety of food.Çeşit çeşit yemek.
- violencevayılıns#1312şiddet · isimStop the violence.Şiddeti durdurun.
- yoursyorz#1313seninki, sizinki · zamirIs this yours?Bu senin mi?
- youthyuuth#1314gençlik; genç · isimIn my youth.Gençliğimde.
- appreciateıpriişieyt#1315minnettar olmak; takdir etmek · fiilI appreciate it.Minnettarım.
- drydray#1316kurutmak; kuru · fiil, sıfatDry your hair.Saçını kurut.
- edgeec#1317kenar, uç · isimThe water's edge.Suyun kenarı.
- eviliivıl#1318şeytani, kötü; kötülük · sıfat, isimAn evil plan.Şeytani plan.
- excitediksaytıd#1319heyecanlı · sıfatI'm so excited!Çok heyecanlıyım!Uzman notuHeyecan verene exciting denir: an exciting movie.I'm so excited = çok heyecanlıyıman exciting movie = heyecan verici film
- foreverfırevır#1320sonsuza dek, ebediyen · zarfFriends forever.Sonsuza dek dost.
- Sen kur
Teknik ekip heyecanlı.
Cevabı göster
The technical team is excited.
3Kelime 1321–1330 · mad, iron10 kelime
- injuryincıri#1321yaralanma · isimA knee injury.Diz yaralanması.
- ironayırn#1322demir; ütü, ütülemek · isim, fiilAn iron gate.Demir kapı.
- lovelylavli#1323çok hoş, güzel · sıfatA lovely gift.Çok hoş bir hediye.
- madmæd#1324kızgın; deli · sıfatI'm not mad.Kızgın değilim.Uzman notuKarşındakine sorarken: are you mad at me.I'm not mad = kızgın değilimare you mad at me = bana kızgın mısın
- magazinemægıziin#1325dergi · isimA fashion magazine.Moda dergisi.
- parliamentparlımınt#1326parlamento, meclis · isimA member of parliament.Parlamento üyesi.
- preparedpriperd#1327hazırlıklı · sıfatBe prepared.Hazırlıklı ol.
- referencerefrıns#1328başvuru kaynağı; referans · isimA reference book.Başvuru kitabı.
- religionrilicın#1329din · isimFreedom of religion.Din özgürlüğü.
- somewheresamwer#1330bir yer, bir yere · zarfLet's go somewhere.Bir yere gidelim.
- Sen kur
Kızgın değilim, heyecanlıyım.
Cevabı göster
I'm not mad, I'm excited.
4Kelime 1331–1340 · web, audience10 kelime
- strategystrætıci#1331strateji · isimA new strategy.Yeni strateji.
- webweb#1332örümcek ağı; (the web) internet · isimA spider's web.Örümcek ağı.Uzman notuSearch the web: internette ara.a spider's web = örümcek ağısearch the web = internette ara
- winewayn#1333şarap · isimRed wine.Kırmızı şarap.
- armarm#1334kol · isimMy arm hurts.Kolum ağrıyor.
- audienceodiıns#1335seyirci, izleyici kitlesi · isimThe audience laughed.Seyirciler güldü.
- baybey#1336koy, körfez · isimA quiet bay.Sakin bir koy.
- blogblag#1337blog, internet günlüğü · isimI write a blog.Blog yazıyorum.
- corekor#1338çekirdek, öz; temel · isim, sıfatThe Earth's core.Dünyanın çekirdeği.
- democraticdemıkrætik#1339demokratik · sıfatA democratic country.Demokratik ülke.
- descriptiondiskripşın#1340betimleme, tarif, tanım · isimA short description.Kısa betimleme.
- Sen kur
Web'de bir yerde.
Cevabı göster
Somewhere on the web.
5Kelime 1341–1350 · honest, mention10 kelime
- excellenteksılınt#1341fevkalade, çok iyi · sıfatExcellent work!Harika iş!
- existigzist#1342var olmak · fiilDo ghosts exist?Hayaletler var mı?
- guardgard#1343bekçi, muhafız; korumak · isim, fiilA security guard.Güvenlik görevlisi.
- honestanıst#1344dürüst · sıfatAn honest answer.Dürüst cevap.Uzman notuTo be honest: açıkçası.an honest answer = dürüst cevapto be honest = açıkçası
- medicinemedısın#1345ilaç; tıp · isimTake your medicine.İlacını iç.Uzman notuStudy medicine: tıp okumak.take your medicine = ilacını içstudy medicine = tıp okumak
- mentionmenşın#1346bahsetmek, söz etmek · fiilShe mentioned you.Senden bahsetti.Uzman notuAraya about girmez: she mentioned the trip.she mentioned you = senden bahsettishe mentioned the trip = geziden bahsetti
- mountainmauntın#1347dağ · isimA high mountain.Yüksek dağ.
- nuclearnuukliır#1348nükleer · sıfatNuclear energy.Nükleer enerji.
- portport#1349liman · isimA busy port.İşlek liman.
- presenceprezıns#1350varlık, orada bulunma · isimI felt his presence.Varlığını hissettim.
- Sen kur
Seyirciye karşı dürüst ol.
Cevabı göster
Be honest with the audience.
6Kelime 1351–1360 · taste, shoot10 kelime
- reactionriækşın#1351tepki; reaksiyon · isimA strong reaction.Sert bir tepki.
- reduceriduus#1352azaltmak, düşürmek · fiilReduce the cost.Maliyeti azalt.
- shootşuut#1353ateş etmek; (film, video) çekmek · fiilDon't shoot!Ateş etme!Uzman notuShoot a video: video çek.don't shoot = ateş etmeshoot a video = video çek
- solidsalıd#1354katı; sağlam · sıfat, isimSolid food.Katı yiyecek.
- sportsport#1355spor · isimMy favorite sport.En sevdiğim spor.
- stressstres#1356stres; vurgu · isim, fiilToo much stress.Çok fazla stres.
- tasteteyst#1357tadına bakmak; tat; zevk · fiil, isimTaste this.Tadına bak.Uzman notuTadını anlatırken sıfat gelir: it tastes good.taste this = tadına bakit tastes good = tadı güzel
- teatii#1358çay · isimIced tea.Buzlu çay.
- victoryviktıri#1359zafer, galibiyet · isimA great victory.Büyük zafer.
- afternoonæftırnuun#1360öğleden sonra · isimThis afternoon.Bugün öğleden sonra.Uzman notuGün adıyla: on Monday afternoon.this afternoon = bugün öğleden sonraon Monday afternoon = pazartesi öğleden sonra
- Sen kur
Bu ilacın tadı kötü.
Cevabı göster
This medicine tastes bad.
7Kelime 1361–1370 · clothes, flat10 kelime
- assistantısistınt#1361yardımcı, asistan · isimMy assistant will help you.Yardımcım size yardım edecek.
- classicklæsik#1362klasik · sıfat, isimA classic movie.Klasik bir film.
- clothesklouz#1363kıyafetler, giysiler · isimNew clothes.Yeni kıyafetler.Uzman notuHep çoğul kullanılır: my clothes are dry.new clothes = yeni kıyafetlermy clothes are dry = kıyafetlerim kuru
- electricilektrik#1364elektrikli · sıfatAn electric car.Elektrikli araba.
- emergencyimörcınsi#1365acil durum · isimIn an emergency.Acil durumda.
- entirelyintayırli#1366tümüyle, tamamen · zarfEntirely different.Tümüyle farklı.
- failurefeylyır#1367başarısızlık; arıza · isimA big failure.Büyük başarısızlık.
- festivalfestıvıl#1368festival, şenlik · isimA music festival.Müzik festivali.
- flatflæt#1369düz, yassı · sıfatA flat surface.Düz bir yüzey.Uzman notuA flat tire: patlak lastik.a flat surface = düz bir yüzeya flat tire = patlak lastik
- fuelfyuuıl#1370yakıt · isimWe need fuel.Yakıt lazım.
- Sen kur
Bugün öğleden sonra kıyafet aldım.
Cevabı göster
I bought clothes this afternoon.
8Kelime 1371–1380 · pair, ill10 kelime
- hellohelou#1371merhaba; alo · ünlemHello, who's this?Alo, kimsiniz?
- illil#1372hasta, rahatsız · sıfatHe's seriously ill.Ağır hasta.Uzman notuİsmin önünde: a sick child.he's seriously ill = ağır hastaa sick child = hasta bir çocuk
- initialinişıl#1373başlangıçtaki, ilk · sıfatThe initial plan.İlk plan.
- kickkik#1374tekmelemek; tekme · fiil, isimKick the ball.Topu tekmele.
- mailmeyl#1375posta; postalamak · isim, fiilCheck your mail.Postana bak.
- massivemæsiv#1376dev gibi, çok büyük · sıfatA massive building.Devasa bir bina.
- pairper#1377çift · isimA pair of shoes.Bir çift ayakkabı.Uzman notuTek kot için: a pair of jeans.a pair of shoes = bir çift ayakkabıa pair of jeans = bir kot pantolon
- planepleyn#1378uçak · isimBy plane.Uçakla.
- plentyplenti#1379bolca, yeterince çok · zamirPlenty of time.Bolca vakit.
- princeprins#1380prens · isimThe little prince.Küçük prens.
- Sen kur
Yardımcım ağır hasta.
Cevabı göster
My assistant is seriously ill.
9Kelime 1381–1390 · quarter, shape10 kelime
- properprapır#1381uygun, doğru, usulüne uygun · sıfatThe proper way.Doğru yöntem.
- quarterkwortır#1382çeyrek; yirmi beş sentlik para · isimA quarter past six.Altıyı çeyrek geçiyor.Uzman notuYirmi beş sentlik Amerikan parasına da quarter denir.a quarter past six = altıyı çeyrek geçiyora quarter = yirmi beş sent
- regionalriicınıl#1383bölgesel · sıfatRegional news.Bölgesel haberler.
- sessionseşın#1384seans, oturum · isimA training session.Antrenman seansı.
- shapeşeyp#1385şekil, biçim · isimA round shape.Yuvarlak bir şekil.Uzman notuIn good shape: formda.a round shape = yuvarlak bir şekilin good shape = formda
- skyskay#1386gökyüzü · isimA clear sky.Açık gökyüzü.
- teachingtiiçing#1387öğretmenlik, öğretim · isimI love teaching.Öğretmenliği seviyorum.
- transfertrænsför#1388aktarmak; aktarma, transfer · fiil, isimTransfer the money.Parayı aktar.
- upperapır#1389üstteki, yukarıdaki · sıfatThe upper floor.Üst kat.
- usefulyuusfıl#1390kullanışlı, yararlı · sıfatA useful tool.Kullanışlı bir alet.
- Sen kur
Uçağın şekli.
Cevabı göster
The shape of the plane.
10Kelime 1391–1400 · accident, bear10 kelime
- valleyvæli#1391vadi · isimA green valley.Yeşil vadi.
- willingwiling#1392istekli, gönüllü · sıfatI'm willing to help.Yardım etmeye istekliyim.
- zonezoun#1393bölge, kuşak; (saat) dilimi · isimA time zone.Saat dilimi.
- accidentæksıdınt#1394kaza · isimA car accident.Araba kazası.Uzman notuKazara derken: I broke it by accident.a car accident = araba kazasıI broke it by accident = yanlışlıkla kırdım
- advancedıdvænst#1395ileri düzey, gelişmiş · sıfatAdvanced level.İleri seviye.
- alternativeoltörnıtiv#1396başka yol, alternatif · isim, sıfatNo alternative.Başka yolu yok.
- anywhereeniwer#1397herhangi bir yer; hiçbir yer · zarfSit anywhere.İstediğin yere otur.Uzman notuOlumsuzda: hiçbir yer.sit anywhere = istediğin yere oturanywhere = olumsuzda: hiçbir yer
- bearber#1398ayı; katlanmak, dayanmak · isim, fiilA brown bear.Boz ayı.Uzman notuKatlanamayınca: I can't bear this heat.a brown bear = boz ayıI can't bear this heat = bu sıcağa dayanamıyorum
- boatbout#1399tekne, kayık · isimA fishing boat.Balıkçı teknesi.
- capacitykıpæsıti#1400kapasite, hacim · isimFull capacity.Tam kapasite.
- Sen kur
Bunu kazara aktardım.
Cevabı göster
I transferred this by accident.
Ara test
5 soru · ilk bloklardan
She ____ me.
Kelime kartları
Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir
Son test
10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden
"Çok heyecanlıyım." nasıl denir?
Bölümün notları
Yazdır ya da PDF olarak kaydet
Bölüm 15: kelime 1401–1500
Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.