En çok kullanılan 5000 kelime
En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 2
101–200. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.
Videodaki bölümler
Önce kendini dene
5 soru · bölümün tuzakları
Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.
Sence "Çay içilemeyecek kadar sıcak." nasıl denir?
100 kelime
101–200 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle
1Kelime 101–110 · too, take, never10 kelime
- daydey#101gün · isimHave a good day.İyi günler.
- tootuu#102de, da; gereğinden fazla · zarfToo hot.Fazla sıcak.Uzman notuSıfatın önünde ise 'gereğinden fazla': too hot, fazla sıcak.
- beforebifor#103önce · edat, bağlaçBefore you go.Gitmeden önce.
- offof#104kapalı, uzak · zarf, edatTurn off.Kapat.
- whyway#105neden, niçin · soru zarfıWhy not?Neden olmasın?
- stillstil#106hâlâ · zarfI'm still here.Hâlâ buradayım.Uzman notuBe fiilinden sonra, diğer fiillerden önce gelir.
- taketeyk#107almak; (süre) sürmek · fiilTake an umbrella.Şemsiye al.Uzman notuSüre de söyler: it takes an hour, bir saat sürer.Take an umbrella. = Şemsiye al.It takes an hour. = Bir saat sürer.
- manymeni#108birçok · belirleyiciMany people.Birçok insan.
- nevernevır#109asla, hiç · zarfI'm never late.Hiç geç kalmam.Uzman notuZaten olumsuzdur; ikinci bir olumsuzluk eklenmez.
- lifelayf#110hayat · isimLife is short.Hayat kısa.
- Sen kur
Bir saat sürer.
Cevabı göster
It takes one hour.
2Kelime 111–120 · through, last10 kelime
- saysey#111söylemek, demek · fiilWhat did you say?Ne dedin?
- worldwörld#112dünya · isimAll over the world.Dünyanın her yerinde.
- downdaun#113aşağı · zarf, edatSit down.Otur.
- greatgreyt#114harika; büyük · sıfatThat's a great idea.Bu harika bir fikir.
- throughthruu#115içinden, boyunca · edatThrough the park.Parkın içinden.Uzman notuSondaki ge ve he okunmaz.
- lastlæst#116son; geçen · sıfat, belirleyiciThe last bus.Son otobüs.Uzman notuBir de 'geçen' anlamı var: last night, dün gece.the last bus = son otobüslast night = dün gece
- whilewayl#117iken, -ken · bağlaçWhile I cook.Ben yemek yaparken.
- bestbest#118en iyi · sıfatThe best in the world.Dünyanın en iyisi.
- suchsaç#119öyle bir, o kadar · belirleyiciSuch a nice day.Öyle güzel bir gün!
- lovelav#120sevmek; aşk · fiil, isimI love this song.Bu şarkıya bayılıyorum.
- Sen kur
Bugün son gün.
Cevabı göster
Today is the last day.
3Kelime 121–130 · home, used10 kelime
- manmæn#121adam · isimWho's that man?Şu adam kim?
- homehoum#122ev, yuva · isim, zarfI'm going home.Eve gidiyorum.Uzman notuAraya to girmez.
- longlong#123uzun · sıfatHow long?Ne kadar?
- lookluk#124bakmak · fiilLook at this.Şuna bak.
- somethingsamthing#125bir şey · zamirI need something to drink.İçecek bir şey lazım.
- useyuuz#126kullanmak · fiilUse my phone.Telefonumu kullan.
- sameseym#127aynı · sıfat, zamirThe same.Aynısından.
- usedyuuzd#128kullanılmış · sıfatA used car.Kullanılmış bir araba.Uzman notuBir de kalıp var, used to: eskiden yapardım.
- bothbouth#129ikisi de · belirleyici, zamirI like both.İkisini de severim.
- everyevri#130her · belirleyiciEvery day.Her gün.
- Sen kur
Eskiden bunu severdim.
Cevabı göster
I used to love this.
4Kelime 131–140 · always10 kelime
- comekam#131gelmek · fiilCome here.Buraya gel.
- partpart#132parça, bölüm · isimThe best part.En güzel bölüm.
- statesteyt#133eyalet; durum · isimWhich state are you from?Hangi eyalettensin?
- threethrii#134üç · sayıThree times.Üç kere.
- aroundıraund#135etrafında, civarında · edat, zarfAround here.Buralarda.
- betweenbitwiin#136arasında · edatJust between us.Aramızda kalsın.
- alwaysolweyz#137her zaman, hep · zarfI'm always late.Hep geç kalırım.Uzman notuYeri still gibi: be fiilinden sonra, diğer fiillerden önce.
- betterbetır#138daha iyi · sıfatMuch better.Çok daha iyi.
- findfaynd#139bulmak · fiilI can't find my keys.Anahtarlarımı bulamıyorum.
- helphelp#140yardım etmek; yardım · fiil, isimCan you help me?Bana yardım eder misin?
- Sen kur
Babam hep evde.
Cevabı göster
My dad is always home.
5Kelime 141–150 · little, since10 kelime
- highhay#141yüksek · sıfatPrices are too high.Fiyatlar fazla yüksek.
- littlelitıl#142küçük; az · sıfat, belirleyiciA little English.Biraz İngilizce.Uzman notuMiktar söylerken a'yı atarsan 'çok az, yetmez' olur: little time.a little = biraz (yeter)little = çok az (yetmez)
- oldould#143yaşlı; eski · sıfatHow old?Kaç yaşında?
- sincesins#144-den beri · edat, bağlaçI've been here since Monday.Pazartesiden beri buradayım.Uzman notuI'm here since olmaz; have ile kurarsın.
- anotherınadhır#145bir tane daha; başka bir · belirleyici, zamirAnother coffee.Bir kahve daha.
- ownoun#146kendi · sıfatMy own room.Kendi odam.
- underandır#147altında · edatUnder the table.Masanın altında.
- duringduring#148sırasında, boyunca · edatDuring the movie.Film sırasında.
- gamegeym#149oyun; maç · isimDid you watch the game?Maçı izledin mi?
- thingthing#150şey · isimThe same thing.Aynı şey.
- Sen kur
Biraz yardım lazım.
Cevabı göster
I need a little help.
6Kelime 151–160 · each10 kelime
- givegiv#151vermek · fiilGive me a little time.Bana biraz zaman ver.
- househaus#152ev (bina) · isimAt my house.Bizim evde.
- placepleys#153yer · isimA great place.Harika bir yer.
- schoolskuul#154okul · isimI'm at school.Okuldayım.
- againıgen#155yine, tekrar · zarfSay it again.Bir daha söyle.
- nextnekst#156sonraki, gelecek · sıfatSee you next week.Haftaya görüşürüz.
- eachiiç#157her biri, tanesi · belirleyici, zamirOne dollar each.Tanesi bir dolar.Uzman notuEvery topluca, each tek tek bakar.each = tek tekevery = hepsi birden
- withoutwidhaut#158-sız, olmadan · edatWithout sugar.Şekersiz.
- againstıgenst#159karşı, aykırı · edatAgainst the rules.Kurallara aykırı.
- endend#160son; bitmek · isim, fiilAt the end of the street.Sokağın sonunda.
- Sen kur
Her birinden biraz al.
Cevabı göster
Take a little of each.
7Kelime 161–170 · must, feel, keep10 kelime
- foundfaund#161buldu · fiilI found my keys.Anahtarlarımı buldum.
- mustmast#162-meli, zorunda · yardımcı fiilI must go.Gitmeliyim.Uzman notuMustn't yasak demek; 'gerek yok' için don't have to dersin.You mustn't go. = Gitmen yasak.You don't have to go. = Gitmene gerek yok.
- showşou#163göstermek; gösteri · fiil, isimShow me.Bana göster.
- bigbig#164büyük · sıfatThe big day.Büyük gün.
- feelfiil#165hissetmek · fiilI feel good.Kendimi iyi hissediyorum.Uzman notuNasıl olduğunu söylerken ardından sıfat gelir.
- sureşur#166emin · sıfatAre you sure?Emin misin?
- teamtiim#167takım, ekip · isimOur team.Bizim takım.
- everevır#168hiç (soruda) · zarfHave you ever tried it?Hiç denedin mi?Uzman notuSoruda kullanırsın.
- familyfæmıli#169aile · isimMy family is here.Ailem burada.
- keepkiip#170tutmak, saklamak · fiilKeep the change.Üstü kalsın.Uzman notuArdından -ing gelirse 'devam et' olur: keep going.
- Sen kur
Okula gitmek zorundasın.
Cevabı göster
You must go to school.
8Kelime 171–180 · might, left10 kelime
- mightmayt#171-ebilir (belki) · yardımcı fiilIt might rain.Yağmur yağabilir.Uzman notuEmin değilken kullanırsın.
- pleasepliiz#172lütfen · ünlemCheck, please.Hesap lütfen.
- putput#173koymak · fiilPut it back.Yerine koy.
- moneymani#174para · isimA lot of money.Çok para.
- freefrii#175ücretsiz; boş, serbest · sıfatAre you free now?Şimdi boş musun?
- secondsekınd#176ikinci; saniye · sayı, isimJust a second.Bir saniye.
- someonesamwan#177biri, birisi · zamirSomeone is at the door.Kapıda biri var.
- awayıwey#178uzakta, uzağa · zarfFar away.Çok uzakta.
- leftleft#179sol; kaldı · sıfat, isimTurn left.Sola dön.Uzman notu'Kaldı' anlamı verir: no time left, vakit kalmadı.Turn left. = Sola dön.There's no time left. = Vakit kalmadı.
- numbernambır#180numara, sayı · isimWhat's your number?Numaran ne?
- Sen kur
Ailem gelebilir.
Cevabı göster
My family might come.
9Kelime 181–190 · lot, let10 kelime
- citysiti#181şehir · isimA big city.Büyük bir şehir.
- lotlat#182çok (a lot) · isim, zarfThanks a lot.Çok teşekkürler.Uzman notua lot 'çok' demek.
- nameneym#183isim, ad · isimWhat's your name?Adın ne?
- nightnayt#184gece · isimGood night.İyi geceler.
- playpley#185oynamak; çalmak · fiilI play the guitar.Gitar çalarım.
- untilıntil#186-e kadar · edat, bağlaçUntil Friday.Cumaya kadar.
- companykampıni#187şirket · isimA big company.Büyük bir şirket.
- fewfyuu#188birkaç (a few); az · belirleyiciA few days.Birkaç gün.
- letlet#189izin vermek, bırakmak · fiilLet me help.Yardım edeyim.Uzman notuArdından yalın fiil gelir; let me to help olmaz.
- realriıl#190gerçek · sıfatIn real life.Gerçek hayatta.
- Sen kur
Lütfen bırak gideyim.
Cevabı göster
Please let me go.
10Kelime 191–200 · thought, business10 kelime
- differentdifrınt#191farklı · sıfatSomething different.Farklı bir şey.
- setset#192ayarlamak, kurmak; takım · fiil, isimSet an alarm.Alarm kur.
- thoughtthot#193düşündü, sandı; düşünce · fiilI thought so.Öyle sanmıştım.Uzman notuthink'in geçmiş hâlidir.
- howeverhauevır#194ancak, bununla birlikte · zarfHowever, there's a problem.Ancak bir sorun var.
- godgad#195Tanrı · isimThank God.Çok şükür.
- governmentgavırnmınt#196hükümet, devlet · isimHe works for the government.Devlette çalışıyor.
- groupgruup#197grup · isimGroup chat.Grup sohbeti.
- publicpablik#198halka açık, kamu; halk · sıfat, isimPublic transportation.Toplu taşıma.
- toptap#199üst, en üst · isim, sıfatThe top shelf.En üst raf.
- businessbiznıs#200iş, işletme · isimHow's business?İşler nasıl?Uzman notuİki hece okunur.
- Sen kur
Gerçek olduğunu sandım.
Cevabı göster
I thought it was real.
Ara test
5 soru · ilk bloklardan
I ____ drink coffee.
Kelime kartları
Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir
Son test
10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden
"Çay içilemeyecek kadar sıcak." nasıl denir?
Bölümün notları
Yazdır ya da PDF olarak kaydet
Bölüm 3: kelime 201–300
Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.