İngilizce DozumDefterim

En çok kullanılan 5000 kelime

En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 5

401–500. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.

401–500100 kelime · 12 uzman notu21 dk10 Ekim 2026
YouTube'da aç

Videodaki bölümler

Önce kendini dene

5 soru · bölümün tuzakları

Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.

Başlangıç testi1 / 5

Sence "Buraya arkadaşını getir." nasıl denir?

100 kelime

401–500 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle

1Kelime 401–410 · quite, plan10 kelime
  • artart
    #401
    sanat · isim
    Modern art.Modern sanat.
  • behindbihaynd
    #402
    arkasında, arkada · edat, zarf
    Behind the door.Kapının arkasında.
  • buildingbilding
    #403
    bina · isim
    An old building.Eski bir bina.
  • easyiizi
    #404
    kolay · sıfat
    It's easy.Bu kolay.
  • marketmarkıt
    #405
    pazar; piyasa · isim
    The fish market.Balık pazarı.
  • nearnir
    #406
    yakınında, yakın · edat, sıfat
    Near the station.İstasyonun yakınında.
  • planplæn
    #407
    planlamak; plan · fiil, isim
    I plan to stay.Kalmayı planlıyorum.
    Uzman notuI plan to stay: kalmayı planlıyorum.
    plan = planlamak
    I plan to stay = kalmayı planlıyorum
  • politicalpılitikıl
    #408
    siyasi, politik · sıfat
    A political party.Siyasi parti.
  • quitekwayt
    #409
    oldukça; tamamen · zarf
    Quite good.Oldukça iyi.
    Uzman notuKesin bir sıfatla 'tamamen' anlamı verir: quite sure.
    quite good = oldukça iyi
    I'm quite sure = tamamen eminim
  • sixsıks
    #410
    altı · sayı
    Six o'clock.Saat altı.
  • Sen kur

    Kalmayı planlıyorum.

    Cevabı gösterI plan to stay.
2Kelime 411–420 · front, son10 kelime
  • westwest
    #411
    batı · isim, sıfat
    In the west.Batıda.
  • availableıveylıbıl
    #412
    müsait; mevcut · sıfat
    Are you available?Müsait misin?
  • educationecukeyşın
    #413
    eğitim · isim
    A good education.İyi bir eğitim.
  • finalfaynıl
    #414
    son, nihai; final · sıfat, isim
    The final exam.Son sınav.
  • formerformır
    #415
    eski, önceki · sıfat
    The former president.Eski başkan.
  • frontfrant
    #416
    ön taraf, ön · isim, sıfat
    In front of the house.Evin önünde.
    Uzman notuKalıbı in front of, 'önünde' demek.
    the front door = ön kapı
    in front of the house = evin önünde
  • listlist
    #417
    liste; listelemek · isim, fiil
    A shopping list.Alışveriş listesi.
  • readyredi
    #418
    hazır · sıfat
    I'm ready.Hazırım.
  • sometimessamtaymz
    #419
    bazen · zarf
    Sometimes I'm late.Bazen geç kalırım.
  • sonsan
    #420
    oğul, erkek evlat · isim
    My son.Oğlum.
    Uzman notuTürkçedeki gibi değil, 'san' okunur.
  • Sen kur

    Binanın önünde.

    Cevabı gösterIn front of the building.
3Kelime 421–430 · bring, meet10 kelime
  • streetstriit
    #421
    sokak, cadde · isim
    Street food.Sokak yemeği.
  • bringbring
    #422
    getirmek · fiil
    Bring your friend.Arkadaşını getir.
    Uzman notuBaşka yere götürürken take dersin.
    bring your friend = arkadaşını getir
    take it home = eve götür
  • collegekalic
    #423
    üniversite, yüksekokul · isim
    I'm in college.Üniversitede okuyorum.
  • currentkörınt
    #424
    şimdiki, güncel · sıfat
    My current job.Şimdiki işim.
  • exampleigzæmpıl
    #425
    örnek · isim
    For example.Örneğin.
  • experienceikspiriıns
    #426
    deneyim, tecrübe · isim, fiil
    Work experience.İş deneyimi.
  • meetmiit
    #427
    tanışmak; buluşmak · fiil
    Let's meet at six.Altıda buluşalım.
    Uzman notu'Buluşmak' anlamı da verir.
    meet = tanışmak
    let's meet at six = altıda buluşalım
  • programprougræm
    #428
    program · isim
    A TV program.Televizyon programı.
  • typetayp
    #429
    tür, tip · isim, fiil
    Not my type.Benim tipim değil.
  • babybeybi
    #430
    bebek · isim
    A baby girl.Kız bebek.
  • Sen kur

    Oğlunu getir.

    Cevabı gösterBring your son.
4Kelime 431–440 · study, across10 kelime
  • chanceçæns
    #431
    şans, fırsat · isim
    Give me a chance.Bana bir fırsat ver.
  • fatherfadhır
    #432
    baba · isim
    My father.Babam.
  • marchmarç
    #433
    mart; yürüyüş · isim
    In March.Martta.
  • processprases
    #434
    süreç · isim
    A long process.Uzun bir süreç.
  • songsong
    #435
    şarkı · isim
    A love song.Aşk şarkısı.
  • studystadi
    #436
    ders çalışmak; okumak · fiil, isim
    I have to study.Ders çalışmam lazım.
    Uzman notuBir bölümde okumak da study: I study law.
    I have to study = ders çalışmam lazım
    I study law = hukuk okuyorum
  • wordwörd
    #437
    kelime, söz · isim
    In other words.Başka bir deyişle.
  • acrossıkros
    #438
    karşısında; karşıya · edat, zarf
    Across the street.Caddenin karşısında.
    Uzman notuWalk across: karşıya geç.
    across the street = caddenin karşısında
    walk across = karşıya geç
  • actionækşın
    #439
    eylem, hareket · isim
    Take action.Harekete geç.
  • clearklir
    #440
    açık, net; berrak · sıfat, fiil
    Is that clear?Bu açık mı?
  • Sen kur

    Caddenin karşısında buluşalım.

    Cevabı gösterLet's meet across the street.
5Kelime 441–450 · instead, cost10 kelime
  • himselfhimself
    #441
    kendisi, kendini (erkek) · zamir
    He did it himself.Kendisi yaptı.
  • monthmanth
    #442
    ay (takvim) · isim
    Next month.Gelecek ay.
  • outsideautsayd
    #443
    dışarıda, dışında · zarf, edat
    Wait outside.Dışarıda bekle.
  • selfself
    #444
    kendi, öz · isim
    It's self-service.Kendin alıyorsun.
  • boardbord
    #445
    tahta, pano; kurul · isim, fiil
    On the board.Tahtada.
  • costkost
    #446
    (fiyatı) tutmak; maliyet · fiil, isim
    How much does it cost?Ne kadar tutuyor?
    Uzman notuGeçmişi de cost, değişmez.
  • cutkat
    #447
    kesmek · fiil, isim
    Cut the cake.Pastayı kes.
  • fieldfiild
    #448
    saha, alan; tarla · isim
    A soccer field.Futbol sahası.
  • insteadinsted
    #449
    onun yerine · zarf
    I'll have tea instead.Onun yerine çay alayım.
    Uzman notuİsimle kurarken tea instead of coffee dersin.
    I'll have tea instead = onun yerine çay
    tea instead of coffee = kahve yerine çay
  • mainmeyn
    #450
    ana, asıl · sıfat
    The main reason.Asıl sebep.
  • Sen kur

    Onun yerine ders çalışalım.

    Cevabı gösterLet's study instead.
6Kelime 451–460 · fine, moment, fight10 kelime
  • momentmoumınt
    #451
    an · isim
    Just a moment.Bir an bekle.
    Uzman notuIn a moment 'birazdan' demek.
    just a moment = bir an
    in a moment = birazdan
  • mothermadhır
    #452
    anne · isim
    Mother's Day.Anneler Günü.
  • roadroud
    #453
    yol · isim
    I'm on the road.Yoldayım, seyahatteyim.
  • thinkingthinking
    #454
    düşünme, düşünce · isim
    Good thinking!İyi düşündün!
  • towntaun
    #455
    kasaba, küçük şehir · isim
    A small town.Küçük bir kasaba.
  • departmentdipartmınt
    #456
    bölüm, departman · isim
    The sales department.Satış bölümü.
  • energyenırci
    #457
    enerji · isim
    Full of energy.Enerji dolu.
  • fightfayt
    #458
    kavga etmek, savaşmak; kavga · fiil, isim
    Don't fight.Kavga etmeyin.
    Uzman notuGeçmişi fought; 'fot' okunur.
  • finefayn
    #459
    iyi; para cezası · sıfat, isim
    I'm fine.İyiyim.
    Uzman notuİsim olunca 'para cezası' demek: I paid a fine.
    I'm fine = iyiyim
    I paid a fine = ceza ödedim
  • forcefors
    #460
    zorlamak; güç, kuvvet · fiil, isim
    Don't force it.Zorlama.
  • Sen kur

    Ceza çok tuttu.

    Cevabı gösterThe fine cost a lot.
7Kelime 461–470 · hear, rest10 kelime
  • hearhir
    #461
    duymak, işitmek · fiil
    I can't hear you.Seni duyamıyorum.
    Uzman notuKendiliğinden gelen ses hear; dikkatle dinlemek listen.
    hear = duymak
    listen = dinlemek
  • issueişuu
    #462
    sorun, konu · isim
    A big issue.Büyük bir sorun.
  • priceprays
    #463
    fiyat · isim
    A good price.İyi bir fiyat.
  • restrest
    #464
    dinlenmek; geri kalan · fiil, isim
    You need to rest.Dinlenmen lazım.
    Uzman notuThe rest 'geri kalan' demek: the rest of the day.
    rest = dinlenmek
    the rest of the day = günün geri kalanı
  • runningraning
    #465
    koşu, koşma · isim
    I go running.Koşuya çıkarım.
  • spacespeys
    #466
    yer, alan; uzay · isim
    A parking space.Park yeri.
  • summersamır
    #467
    yaz · isim
    Last summer.Geçen yaz.
  • termtörm
    #468
    vade, dönem; terim · isim
    In the long term.Uzun vadede.
  • wifewayf
    #469
    eş (kadın) · isim
    This is my wife.Bu benim eşim.
  • beautifulbyuutıfıl
    #470
    güzel, çok güzel · sıfat
    A beautiful day.Güzel bir gün.
  • Sen kur

    Annemi duyabiliyorum.

    Cevabı gösterI can hear my mother.
8Kelime 471–480 · date, miss10 kelime
  • datedeyt
    #471
    tarih (gün); randevu · isim
    What's the date today?Bugünün tarihi ne?
    Uzman notuGeçmişi anlatan tarih için history dersin.
    date = takvimdeki tarih
    history = geçmişi anlatan tarih
  • landlænd
    #472
    arazi, kara; inmek · isim, fiil
    A piece of land.Bir arsa, bir parça arazi.
  • missmis
    #473
    özlemek; kaçırmak · fiil
    I miss you.Seni özledim.
    Uzman notu'Kaçırmak' anlamı da var: I missed the bus.
    I miss you = seni özledim
    I missed the bus = otobüsü kaçırdım
  • projectpracekt
    #474
    proje · isim
    A school project.Okul projesi.
  • shotşat
    #475
    atış, vuruş; çekim · isim
    Nice shot!Güzel vuruş!
  • sitesayt
    #476
    alan, saha; site · isim
    A construction site.İnşaat alanı.
  • strongstrong
    #477
    güçlü; sert · sıfat
    Strong coffee.Sert kahve.
  • accountıkaunt
    #478
    hesap · isim
    A bank account.Banka hesabı.
  • especiallyispeşıli
    #479
    özellikle · zarf
    Especially in summer.Özellikle yazın.
  • includeinkluud
    #480
    dahil etmek, içermek · fiil
    Is breakfast included?Kahvaltı dahil mi?
  • Sen kur

    Karımı özlüyorum.

    Cevabı gösterI miss my wife.
9Kelime 481–490 · common, record, film10 kelime
  • junecuun
    #481
    haziran · isim
    See you in June.Haziranda görüşürüz.
  • periodpiriıd
    #482
    süre, dönem · isim
    A short period.Kısa bir süre.
  • positionpızişın
    #483
    konum, pozisyon · isim
    A good position.İyi bir konum.
  • recordrekırd
    #484
    kayıt, rekor; kaydetmek · isim, fiil
    A world record.Dünya rekoru.
    Uzman notuFiilken record okunur, 'kaydetmek' demek.
    record (REkırd) = kayıt, rekor
    record (riKORD) = kaydetmek
  • similarsimılır
    #485
    benzer · sıfat
    They look similar.Benziyorlar.
  • totaltoutıl
    #486
    toplam · isim, sıfat
    In total.Toplamda.
  • aboveıbav
    #487
    üstünde, yukarısında · edat, zarf
    Above the door.Kapının üstünde.
  • clubklab
    #488
    kulüp · isim
    A book club.Kitap kulübü.
  • commonkamın
    #489
    yaygın; ortak · sıfat
    We have a lot in common.Çok ortak yönümüz var.
    Uzman notuWe have a lot in common: çok ortak yönümüz var.
    a common name = yaygın bir isim
    a lot in common = çok ortak yön
  • filmfilm
    #490
    film · isim, fiil
    A short film.Kısa film.
    Uzman notuAmerika'da movie denir.
  • Sen kur

    Tarihi kaydet.

    Cevabı gösterRecord the date.
10Kelime 491–500 · likely, lead, county10 kelime
  • leadliid
    #491
    önderlik etmek, yol göstermek · fiil
    Lead the way.Yolu göster.
    Uzman notuGeçmişi led olur.
  • likelylaykli
    #492
    olası, muhtemel · sıfat
    It's likely to rain.Muhtemelen yağmur yağacak.
    Uzman notuBe fiiliyle kurarsın; probably ise zarftır.
    it's likely to rain = be fiili + likely
    it'll probably rain = probably: zarf
  • militarymilıteri
    #493
    askerî; ordu · sıfat, isim
    Military service.Askerlik.
  • perfectpörfıkt
    #494
    mükemmel, kusursuz · sıfat
    Nobody's perfect.Kimse mükemmel değil.
  • personalpörsınıl
    #495
    kişisel, özel · sıfat
    Nothing personal.Kişisel bir şey değil.
  • securitysıkyurıti
    #496
    güvenlik · isim
    Airport security.Havaalanı güvenliği.
  • shareşer
    #497
    paylaşmak; pay · fiil, isim
    We can share.Paylaşabiliriz.
  • tvtiivii
    #498
    televizyon · isim
    What's on TV?Televizyonda ne var?
  • aprileyprıl
    #499
    nisan · isim
    In early April.Nisan başında.
  • countykaunti
    #500
    eyaletin alt bölgesi · isim
    It's in Orange County.Orange County'de.
    Uzman notuCountry ise 'ülke' demek.
    county = eyaletin alt bölgesi
    country = ülke
  • Sen kur

    Kulübe annem önderlik ediyor.

    Cevabı gösterMy mother leads the club.

Ara test

5 soru · ilk bloklardan

Ara test1 / 5

The ____ door.

Kelime kartları

Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir

Kelime kartları0 / 100 biliyorsun
art
art
Anlamını düşün, sonra karta dokun

Son test

10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden

Son test1 / 10

"Buraya arkadaşını getir." nasıl denir?

Bölümün notları

Yazdır ya da PDF olarak kaydet

quitequite sure = tamamen emin
frontin front of the house = evin önünde
bringbring: getir · take: götür
studystudy = ders çalışmak · okumak
insteadtea instead of coffee
fineI'm fine · a fine = para cezası
hearhear: duymak · listen: dinlemek
datedate: takvim · history: geçmiş
missI miss you · I missed the bus
commona lot in common = çok ortak yön
Sıradaki bölüm

Bölüm 6: kelime 501–600

Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.