En çok kullanılan 5000 kelime
En Çok Kullanılan İngilizce Kelimeler · Bölüm 7
601–700. kelimeler: okunuş, anlam, örnek cümle ve test.
Videodaki bölümler
Önce kendini dene
5 soru · bölümün tuzakları
Bu bölümdeki tuzakları ne kadar biliyorsun? Sonda aynı konuları yeniden soracağız; farkı gör.
Başlangıç testi1 / 5
Sence "Amerikalıya: Futbol oynarım." nasıl denir?
100 kelime
601–700 · kelimeye ya da örnek cümleye dokun, dinle
1Kelime 601–610 · attention, review, cannot10 kelime
- rangereync#601yelpaze, çeşitlilik; menzil · isimA wide range.Geniş bir yelpaze.
- reviewrivyuu#602inceleme, yorum; tekrar yapmak · isim, fiilReview for the test.Sınava tekrar yap.Uzman notuSınava tekrar yapmak da review.review = inceleme, yorumreview for the test = sınava tekrar yap
- sciencesayıns#603bilim; fen · isimScience class.Fen dersi.
- tradetreyd#604ticaret; takas etmek · isim, fiilFree trade.Serbest ticaret.
- uponıpan#605üzerine, üstüne (resmi) · edatOnce upon a time.Bir varmış bir yokmuş.
- variousveriıs#606çeşitli · sıfatFor various reasons.Çeşitli nedenlerle.
- attentionıtenşın#607dikkat · isimPay attention.Dikkatini ver.Uzman notuDikkatini ver derken pay kullanırsın: pay attention.pay attention = dikkatini verpay attention to me = beni iyi dinle
- brotherbradhır#608erkek kardeş · isimMy little brother.Küçük erkek kardeşim.
- cannotkænat#609yapamaz, -emez (can olumsuzu) · yardımcı fiilYou cannot park here.Buraya park edemezsin.Uzman notuBitişik yazılır; konuşmada can't.cannot = bitişik yazılırcan't = konuşmadaki kısa hâli
- characterkærıktır#610karakter; kişilik · isimThe main character.Ana karakter.
- Sen kur
Derste dikkat et.
Cevabı göster
Pay attention in class.
2Kelime 611–620 · football, chief10 kelime
- chiefçiif#611amir, başkan; baş · isim, sıfatThe police chief.Emniyet müdürü.
- cupkap#612fincan; kupa · isimA cup of coffee.Bir fincan kahve.
- footballfutbol#613Amerikan futbolu; (İng.) futbol · isimA football game.Amerikan futbolu maçı.Uzman notuAmerika'da bizim futbola soccer denir.a football game = Amerikan futbolu maçıI play soccer = futbol oynuyorum
- hateheyt#614nefret etmek · fiilI hate Mondays.Pazartesilerden nefret ederim.
- lowerlouır#615daha düşük, daha alçak · sıfat, fiilLower prices.Daha düşük fiyatlar.
- naturalnæçrıl#616doğal · sıfatNatural gas.Doğal gaz.
- octoberaktoubır#617ekim · isimIn early October.Ekim başında.
- propertyprapırti#618mülk, emlak · isimPrivate property.Özel mülk.
- qualitykwalıti#619kalite · isimHigh quality.Yüksek kalite.
- sendsend#620göndermek · fiilSend me a picture.Bana bir fotoğraf gönder.
- Sen kur
Erkek kardeşim Amerikan futbolu oynar.
Cevabı göster
My brother plays football.
3Kelime 621–630 · involved, economic10 kelime
- stylestayl#621tarz, stil · isimI like your style.Tarzını beğeniyorum.
- votevout#622oy vermek; oy · fiil, isimDid you vote?Oy verdin mi?
- amazingımeyzing#623müthiş, hayret verici · sıfatThat's amazing!Bu müthiş!
- augustogıst#624ağustos · isimIn late August.Ağustos sonunda.
- bloodblad#625kan · isimBlood type.Kan grubu.
- completekımpliit#626tamamlamak; tam, eksiksiz · fiil, sıfatComplete the form.Formu doldur.
- dogdog#627köpek · isimI have a dog.Bir köpeğim var.
- economicekınamik#628ekonomik, ekonomiyle ilgili · sıfatEconomic development.Ekonomik kalkınma.Uzman notuHesaplı, tutumlu anlamında: economical.economic = ekonomiyle ilgilieconomical = hesaplı, tutumlu
- hellhel#629cehennem · isimHeaven and hell.Cennet ve cehennem.
- involvedinvalvd#630işin içinde, dahil · sıfatI'm involved in the project.Projenin içindeyim.Uzman notuGet involved: bir işe karışmak, katılmak.involved in the project = projenin içindedon't get involved = karışma
- Sen kur
Amir işin içinde.
Cevabı göster
The chief is involved.
4Kelime 631–640 · oil, related, stage10 kelime
- itselfitself#631kendisi, kendi kendine · zamirBy itself.Kendi kendine.
- languagelængwıc#632dil (konuşulan) · isimA second language.İkinci bir dil.
- lordlord#633lord, efendi · isimYes, my lord.Evet, efendim.
- novembernovembır#634kasım · isimLast November.Geçen kasım.
- oiloyl#635yağ; petrol · isimOlive oil.Zeytinyağı.Uzman notuYerden çıkan petrole de oil denir.olive oil = zeytinyağıoil prices = petrol fiyatları
- relatedrileytıd#636ilgili, bağlantılı; akraba · sıfatWe're related.Biz akrabayız.Uzman notuWe're related: akrabayız.related = ilgili, bağlantılıwe're related = akrabayız
- serioussiriıs#637ciddi · sıfatAre you serious?Ciddi misin?
- stagesteyc#638sahne; aşama · isimOn stage.Sahnede.Uzman notuAt this stage: bu aşamada.on stage = sahnedeat this stage = bu aşamada
- termstörmz#639şartlar, koşullar · isim (çoğul)Terms of use.Kullanım şartları.
- titletaytıl#640başlık; unvan · isimThe title of the book.Kitabın başlığı.
- Sen kur
Bu iki köpek akraba.
Cevabı göster
These two dogs are related.
5Kelime 641–650 · born, decision, attack10 kelime
- addæd#641eklemek · fiilAdd to cart.Sepete ekle.
- articleartikıl#642makale · isimI read your article.Makaleni okudum.
- attackıtæk#643saldırı; saldırmak; kriz · isim, fiilA heart attack.Kalp krizi.Uzman notuA heart attack: kalp krizi.attack = saldırı, saldırmaka heart attack = kalp krizi
- bornborn#644doğmuş; (be born) doğmak · fiil (be born)I was born in Ankara.Ankara'da doğdum.Uzman notuBe fiili şarttır; I born in Ankara denmez.
- decisiondisijın#645karar · isimA big decision.Büyük bir karar.Uzman notuKarar vermek için make kullanırsın: make a decision.a big decision = büyük bir kararmake a decision = karar vermek
- enjoyincoy#646keyif almak, tadını çıkarmak · fiilEnjoy your meal!Afiyet olsun!
- entireintayır#647tüm, tamamı · sıfatThe entire day.Bütün gün.
- januarycænyueri#648ocak · isimSee you in January.Ocakta görüşürüz.
- killkil#649öldürmek · fiilI'm killing time.Vakit öldürüyorum.
- perhapspırhæps#650belki (resmi dilde) · zarfPerhaps you're right.Belki haklısın.
- Sen kur
Kasımda doğdum.
Cevabı göster
I was born in November.
6Kelime 651–660 · poor, choice10 kelime
- poorpur#651fakir, yoksul; kötü, zayıf · sıfatA poor family.Fakir bir aile.Uzman notuPoor quality: kötü kalite.a poor family = fakir bir ailepoor quality = kötü kalite
- releaseriliis#652yayımlamak; serbest bırakmak · fiil, isimThey released a new song.Yeni bir şarkı yayımladılar.
- situationsiçueyşın#653durum, vaziyet · isimA serious situation.Ciddi bir durum.
- technologyteknalıci#654teknoloji · isimNew technology.Yeni teknoloji.
- websitewebsayt#655internet sitesi · isimVisit our website.İnternet sitemizi ziyaret edin.
- writtenritın#656yazılmış; yazılı · sıfat, fiil (3. hâl)It's written in English.İngilizce yazılmış.
- choiceçoys#657seçenek, tercih · isimI have no choice.Başka seçeneğim yok.
- codekoud#658kod; şifre · isimArea code.Alan kodu.
- continuekıntinyu#659devam etmek · fiilPlease continue.Lütfen devam et.
- councilkaunsıl#660meclis, konsey · isimThe city council.Şehir meclisi.
- Sen kur
Fakir doğdum.
Cevabı göster
I was born poor.
7Kelime 661–670 · lose, door10 kelime
- coverkavır#661kapak; örtmek · isim, fiilThe book cover.Kitap kapağı.
- currentlykörıntli#662şu anda, hâlihazırda · zarfWe're currently closed.Şu anda kapalıyız.
- doordor#663kapı · isimOpen the door.Kapıyı aç.Uzman notuAnswer the door: kapıya bak.open the door = kapıyı açanswer the door = kapıya bak
- electionilekşın#664seçim (oylama) · isimThe election results.Seçim sonuçları.
- financialfaynænşıl#665mali, finansal · sıfatFinancial support.Mali destek.
- foreignforın#666yabancı · sıfatA foreign language.Yabancı dil.
- hairher#667saç; kıl · isimShe has long hair.Saçları uzun.
- increaseinkriis#668artış; artmak, artırmak · isim, fiilA price increase.Fiyat artışı.
- legalliigıl#669yasal, hukuki · sıfatIs it legal?Yasal mı?
- loseluuz#670kaybetmek · fiilDon't lose the key.Anahtarı kaybetme.Uzman notuKilo vermek: lose weight.
- Sen kur
Kodu kaybetme.
Cevabı göster
Don't lose the code.
8Kelime 671–680 · pick, sign10 kelime
- pickpik#671seçmek; toplamak · fiilPick a number.Bir sayı seç.Uzman notuBirini arabayla almak: pick up.pick a number = bir sayı seçI'll pick you up = seni (arabayla) alırım
- racereys#672yarış · isimA car race.Araba yarışı.
- seemsiim#673gibi görünmek, izlenim vermek · fiilYou seem happy.Mutlu görünüyorsun.
- sevensevın#674yedi · sayıSeven days a week.Haftanın yedi günü.
- signsayn#675işaret, tabela; imzalamak · isim, fiilA stop sign.Dur tabelası.Uzman notuSign here: burayı imzala.a stop sign = dur tabelasısign here = burayı imzala
- simplesimpıl#676basit, sade · sıfatIt's very simple.Çok basit.
- simplysimpli#677basitçe; sadece · zarfSimply put.Basitçe söylersek.
- staffstæf#678personel, çalışanlar · isimStaff only.Yalnızca personel.
- supersuupır#679süper; (gündelik) çok · sıfat, zarfIt's super easy.Çok kolay.
- unionyuunyın#680birlik; sendika · isimThe European Union.Avrupa Birliği.
- Sen kur
Bir kapı seç.
Cevabı göster
Pick a door.
9Kelime 681–690 · bed, figure, die10 kelime
- walkwok#681yürümek; yürüyüş · fiil, isimI walk to work.İşe yürüyerek giderim.
- bedbed#682yatak · isimI go to bed early.Erken yatarım.Uzman notuYatmak: go to bed; araya the girmez.go to bed = yatmakI go to bed early = erken yatarım
- careerkıriir#683kariyer, meslek hayatı · isimA career in music.Müzikte kariyer.
- crazykreyzi#684çılgın, çılgınca · sıfatThat's crazy!Bu çılgınlık!
- dailydeyli#685günlük, her günkü · sıfat, zarfDaily life.Günlük hayat.
- daughterdotır#686kız evlat · isimThis is my daughter.Bu benim kızım.
- decemberdisembır#687aralık (ay) · isimNext December.Gelecek aralık.
- dieday#688ölmek; (cihaz) kapanmak · fiilMy phone died.Telefonumun şarjı bitti.Uzman notuMy phone died: şarjı bitti.die = ölmekmy phone died = telefonumun şarjı bitti
- difficultdifikılt#689zor, güç · sıfatA difficult question.Zor bir soru.
- figurefigyır#690rakam, sayı; şekil, figür · isim, fiilThe sales figures.Satış rakamları.Uzman notuFigure out: çözmek, bir yolunu bulmak.the sales figures = satış rakamlarıI'll figure it out = bir yolunu bulurum
- Sen kur
Yedide yat.
Cevabı göster
Go to bed at seven.
10Kelime 691–700 · paper, voice, hospital10 kelime
- hospitalhaspitıl#691hastane · isimHe's in the hospital.O hastanede yatıyor.Uzman notuAmerika'da: he's in the hospital.hospital = hastanehe's in the hospital = hastanede yatıyor
- losslos#692kayıp, yitirme · isimSorry for your loss.Başınız sağ olsun.
- modernmadırn#693çağdaş, modern · sıfatModern life.Çağdaş hayat.
- paperpeypır#694kâğıt; gazete, ödev · isimA piece of paper.Bir kâğıt.Uzman notuBir kâğıt: a piece of paper.a piece of paper = bir kâğıta paper = gazete; ödev
- popularpapyılır#695popüler, sevilen · sıfatA popular song.Popüler bir şarkı.
- safeseyf#696güvenli, güvende · sıfatStay safe!Güvende kal!
- versionvörjın#697sürüm, versiyon · isimThe new version.Yeni sürüm.
- voicevoys#698ses (insan sesi) · isimI love your voice.Sesine bayılıyorum.Uzman notuVoice insan sesi; diğer sesler sound.I love your voice = sesine bayılıyorumthe sound of rain = yağmur sesi
- whosehuuz#699kimin · zamir, belirleyiciWhose phone is this?Bu telefon kimin?
- writingrayting#700yazı, yazma · isimIn writing.Yazılı olarak.
- Sen kur
Günlük gazeteyi oku.
Cevabı göster
Read the daily paper.
Ara test
5 soru · ilk bloklardan
Ara test1 / 5
____ attention.
Kelime kartları
Bilmediklerin turun sonunda yeniden gelir
Kelime kartları0 / 100 biliyorsun
range
reync
Anlamını düşün, sonra karta dokun
Son test
10 soru · ön testteki tuzaklar yeniden
Son test1 / 10
"Amerikalıya: Futbol oynarım." nasıl denir?
Bölümün notları
Yazdır ya da PDF olarak kaydet
attentionpay attention = dikkatini ver
footballsoccer = bizim futbol
involveddon't get involved = karışma
oiloil prices = petrol fiyatları
bornI was born in Ankara
decisionmake a decision = karar ver
loselose weight = kilo ver
pickI'll pick you up = seni alırım
bedgo to bed = yatmak
papera piece of paper = bir kâğıt
Bölüm 8: kelime 701–800
Yeni bölümleri kaçırmamak için kanala abone ol.